1800’lere Sanatla Yolculuk

Writer: Fulden Karayel Okumuş

Date: 27/10/2022

PAYLAŞ

Zamanda ve mekan’da yolculuğa çıkacağınız fantastik bir deneyim düşünün öyle bir yolculuk ki size eşlik eden şahane tablolar da var.  Bir anda karşınıza tabloların üzerine düşen gölgeler, aynalar ve pencereler çıkıyor. Sanki bir sihirli değnek sizi bir yerden alıyor ve 1800 yıllarında Londra’daki bir resim galerisinin akşam üstüne bırakıyor. Ortam bir anda kırmızıya boyanıyor. Peki Nasıl?

Christopher Page sayesinde sanatçı sizi müzenin Sönümlenen Işığı sergisi ile tarihe tanıklık etmenize davet ediyor. Duvarlarda bir zamanlar İngiltere ve dünyanın başka yerlerinde müze duvarlarının kırmızıya boyandığı gibi boyandığını görüyorsunuz. Müzenin kendisi ve pencereleri de, gerçek galerinin duvarlarına doğrudan yapılmış bir resim olarak karşımıza çıkıyor.

Gerçek bir galerinin içindeki, hayali resimlerin gerçek resimleriyle donatılmış bir galeridesiniz aslında uzun pencerelerden, bize hem makul hem gerçekdışı hissi veren alev almış bir gökyüzü görüyoruz. Hem uzak hem de endişe verici ölçüde yakın. Yanan gökyüzü, resimlerin üzerine ışık düşürüyor gibi halbuki hem ışığı hem görünürde düşürdüğü gölgeler aslında resimle yaratılan etkiler. Öyle ki Christopher Page bizi gölgeler ile birlikte bu illüzyonu sorgulatıyor.

İşte tüm bahsettiğim bu kavramları ve hisleri Dirimart Dolapdere’de Müzenin Sönümlenen Işığı adlı sergisinde yaşabilirsiniz. Sanatçının iki boyutu üç boyuta taşıdığı sihirli değneği galeri mekanına dokunduğunu görürken mekan resimlerin işleyişinin bir yansıması haline geliyor. Resimler görünüşte renkli çerçevelere yerleştirilmiş modernist monokromlara benziyor, halbuki onlar da diğer her şey gibi resimle yaratılan yanılsamalardır.

Kuluçka da bekleyen kıyamet hissi bir sonraki odada da peşimizi bırakmıyor; burası duvarları yeşile boyalı tek bir pencere resminin asılı olduğu bir yer ve işte yine o alev alev gökyüzünü görüyoruz.

Son odada ise biraz bastırılmış bir melankoli hâkim bu da duvarları griye boyalı, duvarlarında imgemizi yansıtmayan üç boş aynanın asılı olduğu bir yer.  Bu resimlere bakarken gözlerimiz bu yüzeylerdeki detaylara kendilerini uyarlamakta zaman zaman güçlük çekiyor. Aynada kendi görüntümüzü göremememiz mekan’ı ziyaret eden hayaletler gibi olduğumuzu düşündürüyor. Ortam da bir nevi gözlemci ziyaretçiler gibiyiz.

KATMANLI BİR MEDİTASYON

Eserlere onların içinden mi bakıyoruz, kendimizi onların içine yerleştirebilir miyiz yoksa bu tahliye edilmiş sahnenin hayaletsi gözlemcilerine mi dönüşüyoruz? Müzenin Sönümlenen Işığında resim, imgeler ve yapıntı şeyler üzerine çok katmanlı bir meditasyon mu yaşıyoruz? Kendimizi böylesine gerçekdışı bir dünyada nasıl konumlandırıyoruz? İllüzyonlardan vazgeçemiyorsak, en azından daha iyilerini nasıl hayal edebiliriz? İşte bu merak uyandırıcı sorular orada bizi bekliyor! 30 Ekim’e kadar Dirimart Dolapdere’de “Müzenin Sönümlenen Işığı” sergisini görebilirsiniz. 

PAYLAŞ