Sende Olanı Gör ve Asla Vazgeçme

Writer: Gülsüm Tulum

Date: 29/03/2021

PAYLAŞ

“Pandemi sürecinde üniversite sınavına hazırlanmak, artı artı motivasyon istiyor.”

Gençlerden, ebeveynlerden son bir yıldır öyle çok duyuyorum ki bu cümleyi, giriş cümlesi olmayı hakkettiğini düşünüyorum. Sevgili gençler ve ebevynler zor bir süreçten geçtiğimizin farkındayız, gerçeği görmezden gelmek değil aslında tam da gerçekleri iyi analiz ederek öncelik planları oluşturmak gerekiyor. YKS sınavına bir kaç ay kaldı ve hepinizde oluşturduğu stresin, kaygıların farkındayız. İşte tam da bu nedenle konumuz sizlersiniz, parıldayan gençlik.

Umutlarınızı şarj edip, süreci nasıl yönetebilirsiniz ?

Anne, babalar olarak gençler bizim nerde durmamızı istiyor ve onlara nasıl yardımcı olabiliriz?

Parıldayan gençlik, bu yıl sizler ile aynı trenin içinde, farklı 2 lokomotif arasında gelip gidiyorum. Oğlumun da sizler ile birlikte mesleki seçim sınavı olan YKS’ye girecek olması nedeni ile ebeveyn lokomotifi ve Eğitim / Öğrenci Koçlarının bulunduğu lokomotif. Sürecinizin, duygularınızın farkında olmanın ötesinde, sizlerle aynı süreci paylaşıyorum ve duygularınızı anlıyorum. Oğlunuz çok şanslı dediğinizi duyar gibiyim, cevabım yıllardır aynı” bunu oğluma sormalısınız”. Ve onun cevabı 9.sınıftan bu yana hiç değişmedi, “Sen benim annemsin, orda kalmanı istiyorum” .Oğlumun bu cevabına önce saygı duydum, sonra bu cevaptan çok şey öğrendim. Anne olmak çok güzel ve evet ben her zaman o çizgide kaldım. Sevgili ebeveynler, çocuklarımızın öğrenim ve eğitim hayatlarında yanlarında öğretmenleri, rehberlik danışmanları, yaşam koçları zaten var, biz anne/baba olarak yanlarında olmalıyız. Doğrusunun bu olduğuna inanıyorum. Gençleri dinleyebilir, ebeveynleri olarak tavsiyeler verebilir, en önemlisi “Seni her halinle seviyorum” cümlesini sık sık sadece sözcükler ile değil, beden diliniz ve davranışlarınızla yansıtmalısınız. Pandemi sürecinde korku, kaygı, panik devamında umutsuzluk, tükenmişlik ile baş etmeye çalışan bir nesil var, önce bu gerçeği görelim. Şimdi mücadele vermemiz gereken asıl konuya; duyguya, umuda önceliğimizi kaydıralım, her zaman olması gerektiği gibi aslında. Bazen yaşadığımız kötü deneyimler bize gerçek değerlerimizi, önemsediğimiz şeyleri hatırlatır. Bizler çocuklarımızı, gençlerimizi önemsiyoruz ve bizim için onların duyguları, hayalleri, sağlıkla yaşama devam etmeleri çok çok değerli. Çocuklarınızı tanıyın, tanıyın ki dünün, bugünün ışıldayan gençleri, yarın kendilerine mum arar olmasın. Suçlayıcı, yargılayıcı olmak kazanç sağlamaz, hiç sağlamadı. Bugün bir şeyler ters gidiyorsa dün bizler bir şeyleri yanlış, ya da eksik yapmışız demektir. Gerçeği görmek çözümü getirir.

Kendini Gör;

Bu tavsiye sizlere gençler. Birilerinden onay almak olmasın seçimlerinizin nedeni. “Ben ne istiyorum?” sorusunu sorun kendinize ve cevabı beyniniz, gönlünüz onaylıyorsa, bu cevap size aittir.

İkinci soru “Peki bende neler var?”, yani benim doğal kaynaklarım neler?

Neyi yaparken zevk alıyorum, kabiliyetli olduğum alan hangisi?

Hangi becerimi ustalığa dönüştürmek istiyorum?

Üçüncü soru “Nasıl başlamalıyım, hangi kaynaklara ihtiyacım var ve mevcutta nelere sahibim?

Dördüncü soru “Ne zaman başlıyorum? (kendi sürecini kendin planla)

Ve beşinci adım plana sadık kal. Kendine sadakat göster, sabotajcılarını keşfet ve onları zihin dışına atabildiğin cümle ya da eylemi kendine düstur edin. Zamanı nasıl daha iyi kullanabilirsin, içinde bulunduğun hiçbir çalışmayı, aktiviteyi sıkıştırılmış yaşamamalısın.

Trafikte olduğu gibi yaşamın da hız sınırları ve genel, herkes için geçerli kuralları vardır. Dörtlüleri yakıp sağa çektiysen 10 dakika aracını, o 10 dakikanın keyfini sür, dinlendir bedenini ve zihnini. Direksiyona geçtiğinde yine yola odaklan, bazen hızımız düşer, kavisler vardır, tırmanıştır, buzlanmadır, kardır, yağmurdur. Daha fazla odak, daha fazla zaman geçirmemiz gerekir. Arıza varsa panik butonu yerine, sağa çekeriz. Çözmeye çalışırız, olmadı mı yardım isteriz, arızalı araçla yola devam etmeyiz. Biz büyüklerin de hala baş edemediğimiz sıkıntılıları olur ve normaldir, baş edemediğinizde yardım isteyebilirsiniz.

Sevgili gençler mutlu olmak bir yaşam hedefi değildir, yaşamın akışı içersinde deneyimlediğimiz ya da hayalini kurduğumuz bir illüzyonun bize yaşattığı duygulardan biridir. Başarılı olmak daimi bir mutluluk getirmez. Bununla beraber mutluluk yani olumlu duygular ile çaba göstermek, yaşam çarkının her alanında başarı getirir.

Korku ve kaygının yerini nasıl inanç ve umuda dönüştürebiliriz?

Eğitim ve öğrenim hayıtınız başladığından buyana aslında mesleki sınav geçiş süreci için hazırlandınız. Küçük, yavaş adımlar sizinle birlikte büyüdü ve hızlandı. Son dört yıldır gündeminiz, planlarınız mesleki eğitime geçiş sınavı olan YKS hazırlığı oldu. Yıllardır bu sınav için hazırlık yapıyorsunuz ve hepiniz elinizden gelenin en iyisini yaparak çaba sarfediyorsunuz. Uzun süredir hazırlandığınız, beklediğiniz herhangi bir şeyle karşılaştığınızda biraz stres olması normaldir. Ben bu durumu şuna benzetirim, hayranı olduğunuz, idolüm dediğiniz ünlü bir insan. Size 1 yıl sonrası için 2 saatlik zaman ayırabileceğini söylüyor. Süreçte duygularınız nasıl olurdu? Önce hazırlık başlar, hangi soruları sormalıyım, onunla neleri paylaşmak istiyorum, zamanı doğru yönetmeliyim, 2 saat bana yeter mi ? O gün yaklaştıkça heyecan başlar ve daha önce aldığınız bütün notlar eksik veya yetersiz gibi hissetmeye başlarsınız. Burada hoşgeldin stres diyoruz ve bir şeyleri yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyarız. Buluşma günü geldiğinde heyecanlıyızdır, nefes alışverişimiz değişmiştir. Açlık yoktur, tek odak nasıl olacak, görüşme nasıl geçecektir. Sözleşilen yere gelinir, tanışma gerçekleşir ve heyecan biraz yatışır, nabız normale dönmeye başlar, belki birkaç küçük sakarlık sonrası sohbetin akışına kapılır, 2 saati kendimize göre verimli, eğlenceli geçirmek adına çaba sarfederiz. Memnun oldum diyerek başladığınız sohbet, kendine iyi bak ile sonlanır. Sınav günü yaklaştıkça, heyecanınızın artması normal, bazen hiçbir şey bilmiyorum duygusunun gelmesi de normal, bu cümleyi zihninizde fark ettiğinizde kendinize başarılarınızı hatırlatın, nasıl çaba sarf ettiğinizi hatırlatın, hazır olduğunuzu hissetmenize destek verir.

Evet pandemi sürecinde 1,5 yıldır online eğitim sistemine devam ettik, online eğitimin eksileri ve artıları oldu hepimiz için. Yani aslında bunu hepimiz yaşadık bir ya da 100 kişi değil, bugün sınava katılacak birçok öğrenci için genel bir öğrenim sistemi ve tüm öğrencilerin kafasında aynı soru işareti. Sosyal olanaklar, coğrafi konum öğrenim ve eğitimde değişiklikleri gündeme getirdi. Koşulların getirdiği olumsuzluklara değil, sizin düşünce ve inançlarınızdaki olumlu yapılanmalara odaklanmalısınız. Suçlu aramak, bulmak ya da şikayet etmek sınavda bir tık artıya taşımaz hiç birimizi. Bunun yerine sınavın eşit şartlarda yapılacağını düşünmek stres seviyenizi düzenler. Sınava değil sınav içeriğine odaklanmayı seçebilirsiniz. İçeriğini tanıyor ve biliyorsunuz, bildiğimiz tanıdığımız yer güvenli alanımızdır, o zaman korkuyu bu alana dahil etmemeyi seçebilirsiniz. Sınav salonuna girmeden önce kendinizi dinleyin. İçerde korku, kaygı, beklentiler, her ne varsa görmeye çalışın. Ve onlara” sizi görüyorum, bu salona sizinle giremem. Beni burada, bu bahçede bekleyebilirsiniz, sizinle sınav sonrası ilgileneceğim” demeyi seçebilirsiniz. Salona girerken yanınızda, kendinize olan güveniniz, bilgi birikiminiz, biraz heyecan ve bende şu da olsa iyi gelir dediğiniz tüm duygularınızı alın. İhtiyaç duyduğunuzda birkaç saniye o duyguya seslenin ve devam edin. Kendinizi ihtiyaç duyduğunuz bilgi ile donattınız, ihtiyacınız olan duygularında farkına varın ve kendinizi donatın sevgili gençler. Hiç bir başlangıç için geç kalınmışlık yoktur, birşey biter, yenisi başlar. Hayatınızı belirleyecek bir sınava girmiyorsunuz, ustalık kazanmak istediğiniz alanda eğitim alabileceğiniz bir üst kuruma geçiş sınavıdır YKS. Herhangi bir fakülte değil, olmak istediğiniz fakülteyi seçin. Ustalık sevgi ister, emek ister. Sevgili gençler, hepinizin yüzünü güldüren sonuçlar almasını diliyorum.

Bugün DEHB’li gençler olarak bir başlık seçmedim. Yaşadığımız süreçte genel olarak hepimiz motivasyon kaybı, odaklanmada sıkıntı, zaman yönetiminde aksamalar yaşar olduk. Dikkat eksikliği ve Hiperaktiviteli bireylerinin günlük hayatlarının her alanında verdikleri inanılmaz mücadeleyi 1,5 yıldır hep birlikte yaşamış olduk. Bundan sonrası için toplumun DEHB algısının olumlu yönde gelişeceğine inanıyorum. DEHB’li ya da değil bütün gençleri seviyorum, kendinize her koşulda sahip çıkın. Saygıyla, sevgiyle, azimle, değerlerinizle, inançlarınızla  yolunuza devam edin.  Sizler ışıksınız, umutsunuz ve bizler de buradayız, tam yanı başınızda.

Sevgiler…

PAYLAŞ