Page 192 - NYXmag_SAYI_021
P. 192
Bu durum ise bireyi ikiye bölüyor; bir yanda gerçekten Hafıza Yerini Arşive
yaşayan, hisseden ve deneyimleyen taraf, diğer yanda
ise bu deneyimi kurgulayan, filtreleyen ve sunan taraf. Bırakırken
Zamanla bu iki taraf arasındaki denge bozulduğunda, Dijital çağ, hafızayı tamamen ortadan kaldırmıyor;
paylaşan kimlik yaşayan kimliğin önüne geçiyor ve ancak onun işlevini dönüştürüyor.
hayat, yaşanan bir süreç olmaktan ziyade sergilenen Eskiden hatırlamak için zihnimizi kullanırken, bugün
bir akışa dönüşüyor.
hatırlamak için arama yapıyoruz; eskiden bir anı
zihinsel olarak yeniden kurarken, bugün galeride
kaydırarak ona ulaşıyoruz.
Görüntüler Artıyor, Bu değişim, hafızayı yaşayan bir sistem olmaktan
Hafıza Sığlaşıyor çıkarıp, pasif bir arşiv mekanizmasına yaklaştırıyor.
Daha fazla fotoğraf çekmenin daha fazla hatıra Oysa insan zihni bir depolama alanı değil, anlam
anlamına geldiğini düşünmek oldukça cazip bir üretme alanıdır; bu yüzden her şeyi kaydetmek, her
yanılgıdır; çünkü nicelik ile derinlik çoğu zaman aynı şeyi gerçekten hatırlamak anlamına gelmez.
şey değildir.
Hatta bazen tam tersi doğrudur: Her şeyi saklamak,
Bir fotoğraf sana bir anı gösterebilir, ancak o anın hiçbir şeyin gerçekten iz bırakmamasına neden
içindeki duygusal yoğunluğu, kokuyu, sesi, atmosferi olabilir.
ve zihinsel bağlamı tam anlamıyla geri getiremez.
Bu nedenle, galerimizde yüzlerce görüntü birikirken,
o görüntülerin arkasındaki yaşanmışlık giderek
silikleşebilir.
Bir süre sonra eski fotoğraflara baktığında
her şeyi tanıyabilirsin, ancak aynı yoğunlukta
hissedemeyebilirsin; çünkü hatırlamak ile tanımak
arasında ince ama kritik bir fark vardır.
Hatırlamak yeniden yaşamaktır, tanımak ise sadece
fark etmektir.
NYX
192

