Page 53 - NYXmag_SAYI_022
P. 53

Hayata Dair


















































            Tiyatronun gücü adına; fark etmek ya da
            görmezden gelmek!

            Geçtiğimiz günlerde Yeşim Alıç'ın tek başına tiyatro
            sahnesinde adeta devleştiği bir oyun izledim: “Yerma.”

            1934 yılında Federico Garcia Lorca’nın yazdığı 3
            perdelik oyunundan uyarlanıp gündemdeki konularla
            güncellenmiş bir oyun. Bu yazıyı kaleme almama
            büyük ölçüde ilham olan sevgili Yeşim Alıç’ın iliklerime
            kadar hissettiğim “eksik olmak” duygusunu bizlere
            aktarma şekliydi. Oynamadı; adeta izleyiciye yaşattı!
            Oyun bitince epey bir yerimden kalkamadım.

            Yerma, kelime anlamıyla "çorak", "verimsiz" demek.
            Mitolojik ve kadim bir anlatının modern bir yansıması
            olan bu oyun, kadını sadece "doğurganlığı" üzerinden
            tanımlayan, anne olamayanı "eksik", "yarım" veya
            "hatalı" ilan eden toplumsal normların birey üzerinde
            kurduğu o ağır ve boğucu baskıyı yüzümüze çarpıyor.
            Oyun bittiğinde, kadın olmanın “anne” olabilmekle
            eş tutulduğu toplumun hayatı zorlaştıran baskısı
            omuzlarımda tonlarca ağırlığa dönüşmüştü.

            Toplum, kadına ve erkeğe belirli roller biçer. Her
            dönemde ve her toplumda roller temelinde neredeyse   haline getirilmiştir. Eğer o normu tamamlayamıyorsan;
            benzerdir. Kadın olmak, yüzyıllardır biyolojik bir   sistem seni "kusurlu bir parça" olarak etiketler ya da
            sürecin ötesine geçirilerek, toplumsal bir zorunluluk   etiketleyebilir mi?

                                                            NYX
                                                           53
   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58