Page 55 - NYXmag_SAYI_022
P. 55
Hayata Dair
Gecenin zifirinde kendine körleşen Yerma’nın gölgesinde ne var? Aslında derinlerde
benlikler! toplumun bu baskısından, kocasının kayıtsızlığından
duyduğu devasa bir öfke ve belki de içten içe bu
Carl Gustav Jung’un analitik psikolojisindeki en sarsıcı hastalıklı sistemin parçası olmama arzusu. Ancak
kavramlardan biri "Gölge"dir. Yerma, "iyi ve erdemli bir kadın" olma personasına
o kadar sıkı sarılmış ve takıntı haline getirmiş ki
Gölge; kişiliğimizin, toplum tarafından içindeki o isyankar gölgenin farkında bile değildir.
onaylanmayacağını düşündüğümüz için bastırdığımız, Onu bastırdıkça gölge büyür ve sonunda trajik bir
karanlıkta bıraktığımız, kendimize bile itiraf etmekte patlamayla son bulur.
zorlandığımız tüm parçalarının toplamıdır.
Jung, insanın kendini gerçekleştirmesini, içindeki o
Toplum bizden uysal, uyumlu, başarılı, üretken ve karanlıkta kalmış, toplumun 'ayıp' veya 'kusurlu' ilan
kusursuz olmamızı bekler. Bu beklentiye uymayan ettiği yönleriyle —yani Gölgesiyle— yüzleşmesine
her duyguyu saklamaya çabalarız; dışlanmamak için. bağlar. Toplum bize 'Sen bu halinle eksiksin' dediğinde,
Öfke, başarısızlık korkusu, toplumun tersine gitme o eksikliği kapatmak için maskeler takınırız. Oysa
arzusu, geleneksel rolleri reddetme isteği gibi birçok gerçek bütünlük, toplumun bizi hatayla, kusurla veya
ayrıştığımızı hissettirecek duyguları bilinçaltımızın eksiklikle itham ettiği o derin kuyulara inip, kendi
karanlık odasına, yani Gölge’ye fırlatırız. gölgemizi kucaklayabilme cesaretinde gizlidir.
Jung’a göre kendini gerçekleştirmek yani bireyleşme Burada toplumun kabul ettiği kadarki kusurunu ortaya
ancak o gölgedeki parçalarla yüzleşip onları çıkarıp, şefkatle sarılıp sarmalanarak kabul görme
kucaklamakla mümkündür. İnsan gölgesini reddettikçe arzusuna hiç değinmek istemiyorum. Zira o başlı
bütünlüğünü kaybeder ve gerçekten "yarım" kalır. başına bir yazı konusu.
NYX
55

