Page 184 - NYXmag_SAYI_021
P. 184

Hayata Dair


            Bizler de hayatlarımızın belli dönemlerinde birer
            Gülizar’a dönüşmüşüzdür. Kendi sesimizi duyurmanın
            sürü dışı bir davranış olacağı korkusu, çevremizin
            onayını alacak sahte sessizlikten daha büyüktür
            ve susarız. Toplumun bizi fark ettirmeden maruz
            bıraktığı bu manipülasyon, kendi hayat sahnemizde
            bizi figüranlaştırırken, başkalarının senaryolarını
            ezberlemek zorunda bırakır.

            Ancak modern dünya, Gülizar’ın sessiz odasını
            alıp milyarlarca insanın izlediği dijital bir arenaya
            taşıdı. Bugün baskı, sadece evimizin içindeki
            otorite figürlerinden gelmiyor; sosyal medyanın
            o acımasız ve anonim kalabalığında da yükseliyor.
            Modern zamanın en korkunç törpüsü olan "linç
            kültürü", bireyin özgünlüğüne karşı kurulan dijital
            bir giyotin haline geldi. En ufak bir aykırı seste,
            sürüden ayrılan en küçük bir adımda, klavye
            başındaki binlerce "görünmez otorite", acımasızca
            eleştiri oklarını fırlatıyor. Bu dijital linç mekanizması,
            insanları hata yapmaktan, farklı düşünmekten
            ve en önemlisi "kendisi olmaktan" korkar hale
            getiriyor. Toplum, sosyal medya aracılığıyla bizi fark
            ettirmeden yönetiyor; bizi görünmez bir otokontrol
            mekanizmasına hapsediyor.


            “Bin düşün bir paylaş!” noktasına gelmiş bir
            kontrol sistemi içerisinde olmak, var oluş temel
            dürtülerimizi hangisine hizmet ediyor tartışılır
            halde. Edword O. Wilson, gerçek sosyalliği
            tanımlarken, sosyal medya etkisinden uzak
            bir zamandaydı. Belki tanımını yeniden tekrar
            gözden geçirmeli! Ne dersiniz?

            Asi Penguenin hazin sonu!

            Werner Herzog'un 2007 yapımı Encounters at the
            End of the World (Dünyanın Sonundaki Karşılaşmalar)
            adlı belgeselinde, sürüden ayrılarak denize değil
            dağlara doğru tek başına yürüyen Adélie pengueni,
            geçtiğimiz aylarda sosyal medyada "nihilist penguen"
            olarak viral oldu. Neydi 9 yıl içerisinde değişip bir
            pengueni fenomen yapan?
            Penguen, binlerce penguenlik sürüsünden ayrılarak
            hayatta kalma şansının olmadığı dağlık, iç kesimlere   Bu olay, doğadaki tarafsız bir davranışın, insanlar
            doğru tek başına yürümeye başladı. Adına bile       tarafından kendi duygusal durumlarını yansıtan
            bakmadan. Sosyal medyada bu penguen; modern         bir metafora dönüştürülmesinin çarpıcı bir
            hayatın anlamsızlığına başkaldıran, her şeyi bırakıp   örneği. Modern insanın tükenmişliği, kalabalıktaki
            gitmek isteyen, hayattan yorulmuş, amaçsızlık ve    kaybolmuşluk hissinden kaynaklı kopuşu ve yaşamın
            yorgunluk hisseden insanların sembolü gibi bir      anlamsızlığının yarattığı çaresizliğin bir sembolüne
            noktaya taşında da bilimsel gerçekler bambaşka şeyler   dönüşmesinin altında derin çığlıklar mı gizli?
            söylüyordu. Penguenin bu davranışını "bireysellik"
            değil, biyolojik bir uyumsuzluk, yön bulma hatası   Korumak için mi yoksa yok saymak için mi bu
            veya stres kaynaklı bir "davranışsal sapma" olarak   benzetme çabası?
            niteliyordu bilim insanları.





                                                            NYX
                                                           184
   179   180   181   182   183   184   185   186   187   188   189