Page 186 - NYXmag_SAYI_021
P. 186
Hayata Dair
Bastırılan mı baskılanan mı özgür kalır? Otorite figürlerinin bize yakıştırdığı o "mükemmel"
imajları, sosyal medyanın bizden beklediği
Walther’in "teşebbüsü", hem Gülizar’ın sessizliğine "onaylanabilir" maskeleri parçalamak çok da
hem de sosyal medyanın gürültülü linçlerine bir kolay değil. Hele ki bu kadar sosyal medyanın
yanıt gibi olsa da benimle birlikte canlı performansa içerinde yaşıyorken. 2007 yılında çekilen belgeseli
dahil olan diğerlerinin bambaşka duygular içinde 2026 yılında viral olmasının altında da işte bu
olduklarına eminim. Herkes kendi kabı kadar bir baskılanmışlığın yarattığı bastırılmış duygular
şeyleri deneyimliyor neticede. bulunuyor.
Kendimizi özgür hissedeceğimiz kadar serbest, Bugün geldiğimiz noktada, çevremizdeki her otorite
sürünün dışına çıkamayacak kadar da sınırlandırılmış figürü ve elimizdeki her ekran, farkında olmadan
hissindeydim ben. Biraz durgun ve düşünceli biraz bizi kendi korkularının veya toplumun dayattığı
da şaşkındım. Walther gerçekten bu kadar geniş bir şablonların birer kopyası yapmaya çalışıyor. Biz ise bu
spektrumda farkındalıklar hedeflemiş olabilir miydi? manipülasyonu "popülerlik" veya "uyum" ambalajları
Zaten büyük bir sanatçı kendi döneminin ötesinde de altında kabul ediyoruz.
var olacak ebedilikte eserlerle sanatçılığının hakkını
vermez mi?
Tam anlamıyla ve gerçek bir özgürlük mümkün
mü sorusunda cevabım net; toplum hayatında
Yaşadığım farkındalıklar ve zihnimde beliren
sorular nedeniyle bu yazımın amacından sapıp mümkün değildir!
“sanatçı” terimini tanımlamayı bırakıp ana mesajımı
belirginleştirmeliyim sanırım... Bununla birlikte bireyin kendini gerçekleştirmesi
içinde serbest düşünce kalıplarının oluşmasını
Benlik bilincimiz oluşmaya başladığı andan itibaren sağlayacak bir esnekliğin de olması gerekir.
çevremizde gördüklerimiz ve çevremizden “El alem ne der!” diyerek kendi değerlerine rağmen
öğrendiklerimiz bilinçaltımızda kalıplar oluşturuyor. hayatını başkalarına uyumlu yaşamak ile “Ne derlerse
Özgür olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda bile desinler, hayat benim hayatım!” diyen aykırı yaşamak
bu içsel kalıplarımızın şekline uygun kararlarla hayatın arasında uçurum var gibi gelse de bilinç altında kabul
içerisinde yol alıyoruz. edilmiş onca kalıp zaten yeterince baskılamıyor mu
bizleri?
İçinde bulunduğumuz toplum bizi bir köşede
dondurup, hareketsiz ve itaatkar bir heykel Ne dersiniz; Baskılanıyor muyuz?
gibi mi görmek istiyor? Dijital dünya bizi kendi
yankı odalarına hapsetmeye mi çalışıyor?
Yoksa biz gerçek sosyalliğin gerekliliklerine
sığınıp kendi özgünlüğümüzü mü baskılıyoruz?
NYX
186

