500 Yıllık Markamız: Türk Kahvesi

Writer: Burçin Yaşar Üner

Date: 28/11/2022

PAYLAŞ

Gizem Şalcıgil White / Turkish Coffee Lady Markası Kurucusu
Röportaj: Burçin Yaşar Üner / [email protected]

Türk kahvesi kültürünü dünyaya tanıtmaya kendini adamış bir gastrodiplomasi uzmanı ve sosyal girişimci. 1981 Ankara doğumlu. 2004 yılında Bilkent Üniversitesi Bankacılık Finans bölümünden mezun olduktan sonra 2005 yılında ABD’ye yerleşti ve yaklaşık 17 senedir ABD’de ikamet ediyor. Yüksek lisansını aldığı Emerson Koleji’nde ülke markalaştırma ve gastro kültürel diplomasi kavramları üzerine çalıştı. Yaklaşık 13 senedir ABD, Hollanda, Belçika, Fransa ve Kanada dahil birçok ülkede gönüllü olarak Türk kahvesi kültürünün tanıtımını yapıyor. 2009 yılında bir grup arkadaşı ile beraber Türkiye’nin ilk dijital kahve evini, 2011 yılında da kâr gütme amacı olmayan ve toplumlar arasındaki dostlukları pekiştirmek için “Gezici Türk Kahvesi Evi (Turkish Coffee Truck)” isimli girişimi başlattı. Birçok şehri ve ülkeyi gezen araç sayesinde halktan halka iletişim kurarak binlerce kişiye Türk kahvesini tattırdı ve sevdirdi. 

Ayrıca, 2011-2016 yılları arasında Washington Türk Büyükelçiliği ve Türk Hava Yolları’nda halkla ilişkiler üzerine, sonrasında Dünya Bankası kapsamında faaliyet gösteren bir kadın destek vakfında program geliştirme koordinatorü olarak çalıştı. 2015 yılında JCI International tarafından kültür dalında Türkiye’nin “En Başarılı Genci” seçildi. 2017 Mart ayında Turk of America dergisi tarafından “ABD’nin (40 yaş altı) En Etkin 40 Türk Amerikalı Genci” ödülüne layık görüldü. Dört yıl boyunca Washington – Türk Amerikan Derneği’nin genel başkanlığını ve Washington Türk Festivalinin eş başkanlığını yürüttü.

Beş yıl önce, ortağı Ahmet Şerif İzgören ile beraber ABD’nin Türk kahvesi odaklı ilk kahve ve kültür evi zincirini başlattı. Son yıllarda, Türk kahvesine yönelik çalışmalarından dolayı Amerikalılar tarafından ‘Turkish Coffee Lady” ismi ile anılmaya başladı ve bu özgün ismi ve hikayesini devam ettirmek amacıyla marka ismini ‘Turkish Coffee Lady’ olarak belirledi. Bir anne girişimci olarak, bu insiyatif aracılığıyla Türk kültürünü yurtdışında en iyi şekilde temsil etmeyi ve kadın girişimcilere destek vermeyi amaçlayan Gizem Şalcıgil White ile Turkish Coffee Lady hikayesini konuştuk. 

Sizi Türk kahvesine yönlendiren ne oldu? 

Türk kahvesi 500 yıllık bir Türk markası ve ülkemizi küresel alanda temsil eden çok önemli bir kültürel mirasımız. Ancak, dünya tarihinde çok önemli bir yere sahip olan bu kültürümüz yurtdışında yeterince bilinmediği için hala keşfedilmeyi bekleyen bir cevher. Boston’da okurken ülkemizin yanlış ve eksik tanındığını fark edince, kahve kültürümüzün asırlar boyu çok güçlü bir iletişim aracı olmasını göz önüne alarak, kahve sohbetleri aracılığıyla kültürel iletişim ve etkileşim sağlamak adına projeler geliştirmeye başladım. Dünyayı değiştirmiş bir kültür olan Türk kahvesi asırlar boyu çok güçlü bir iletişim aracı olmuş ve kahvehaneler fikir alışverişlerinin yapıldığı etkileşim platformları haline gelmiş. Ben de bu fikirden yola çıkarak, 2008 yılında girişimcilerden oluşan gönüllü bir ekip ve kısıtlı bir bütçe ile Türkiye’nin ilk uluslararası dijital kahve evi olan www.turkayfe.org sitesini kurdum. Amacım, yerli ve yabancı insanları buluşturan ve Türkiye hakkındaki tecrübelerini paylaşabileceği bir sosyal iletişim ağı kurmaktı. Online projemizin dışında, 2011 yılında Washington Büyükelçiliği ve New York Türk Evinde “Türk Kahvesi 16. Yüzyıldan 21. Yüzyıla ve Ötesine” temalı etkinlik serilerini başlattık. Çok ilgi gören bu faaliyetler devam ederken, ABD’de çok yaygın bir hale gelen ve dünyanın etnik mutfaklarını Amerikalıların beğenisine sunan yemek kamyonlarından da esinlendik. Popülerliği giderek artan bu sokak kültürünün, dünyaca bilinen ve sevilen en önemli kültürel miraslarımızdan biri olan Türk kahvesini daha etkili ve eğlenceli bir şekilde tanıtmak için benzersiz bir fırsat olduğunu düşündük. 

Finans üzerine lisans ve yurtdışında yüksek lisans eğitimleri aldınız. Daha sonra girişimci olma fikri nasıl oluştu? 

Girişimcilik serüvenim Türk kahvesini yabancı toplumlara daha etkili tanıtmanın yollarını ararken başladı. 2012 yılında kâr amacı gütmeyen ve dünyada örnek gösterilen bir kültürel diplomasi girişimi olan “Gezici Türk Kahvesi Evi – Turkish Coffee Truck” projesini tasarladım. Sekiz yıl boyunca, Kurukahveci Mehmet Efendi başta olmak üzere, Turizm ve Kültür Bakanlığımız, ATA-DC, ATAA gibi sivil toplum örgütleri ve toplum üyelerimizin destekleriyle ABD’nin başlıca şehirleri olan Washington DC, New York City, Boston, New Haven, Paterson, Baltimore ve McLean’in yanısıra, Avrupa ve Kanada’yı şehir şehir dolaşarak 30,000’i aşkın kişiye Türk kahvesi tattırdık. 2013 Mayıs ayında ise, Hollanda, Belçika ve Fransa’yı kapsayan bir tanıtım turu daha düzenledik. Bu tur çerçevesinde merkezi noktalar ve festivallerin haricinde seçkin üniversiteleri ziyaret ettik, Brüksel’de NATO genel merkezi, Toyota Avrupa yönetim merkezinde ve T.C. Avrupa Birliği Daimi Temsilciliği’nde kahve ikramları gerçekleştirdik. 2016 yılında da Kanada’nın Toronto şehrinde bir haftalık bir turne gerçekleştirdik, ziyaret ettiğimiz tüm bölgelerde beklediğimizin üzerinde bir ilgi gördük. 

En son 2019 Eylül ayında çok değerli bir ekip ile ‘Türk Kahvesinin Evrensel Yolculuğu” temalı bir kahve kültürü tanıtım turu gerçekleştirdik.  Milli mirasımız olan Türk kahvesini sanatla bağdaştırarak tanıtmayı amaçlayan ABD turnemiz kapsamında, mikro sanatın dehası olarak bilinen ünlü minyatür sanatçısı Hasan Kale, Nişantaşı Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Doç. Dr. Göknur Akçadağ, gastronomi uzmanı Cenk R. Girginol ve yazar Ahmet Şerif İzgören’in çeşitli kültürel ve sanatsal sunumları aracılığıyla New York City’den Baltimore’a, Virginia’dan New Jersey’a kadar 7000’den fazla kişiye Türk kahvesi ziyafeti yaşattık.

Kültürel çalışmalarım önde gelen Washington Post gazetesinin 18 Eylül 2012 tarihindeki sayısında geniş şekilde yer aldıktan sonra “Turkish Coffee Lady” bir marka olarak bilinmeye başladı. Senelerdir Türk kahvesi kültürünü gönüllü olarak tanıtmam nedeniyle, Amerikalılar bana ‘Turkish Coffee Lady” ismini verdiler, bende bu önemli ismi sevgiyle ve gururla taşıyorum.

Yaklaşık 13 yıl gönüllü olarak yürüttüğüm bu kültürel misyonu profesyonel olarak yapmaya karar verince çok sevdiğim bu özgün ismin kurumsal markasını 2017 yılında hayata geçirdik. ABD’nin en prestijli AVMlerinden biri olan Tysons Corner Center’da ilk lokasyonumuzu hayata geçirdik, şimdi de tarihi Old Town Alexandria bölgesinde yeni kültür evimizde her gün yüzlerce Amerikalıyı Türk kültürü ile buluşturuyoruz.

Sayenizde binlerce kişi hayatında ilk kez Türk kahvesini deneyimledi. Peki nasıl dönüşler alıyorsunuz? 

Türk kahvesiyle kültürel köprüler kurma girişimimiz yabancı toplumlar tarafından çok olumlu karşılandı. Özellikle Amerikalılara kahve ikram ettiğinizde zaten hayır demiyorlar. Çoğu ziyaretçimiz kahvenin tadını çok beğenince daha sonra ofisten ve çevresinden herkesi beraberinde getiriyordu. Gelenek görenek ve fal bakma merasimlerini de öğrenince ilgileri daha arttı ve birçoğu bana mesaj atıp kendilerini Türk kahvesiyle tanıştırdığımız için teşekkür etti. Projenin satışa yönelik olmaması ve gönüllülerce yapılıyor olması da girişimi daha sempatik ve popüler bir hale getirdi. Özellikle yabancı basında Washington Post, BBC ve diğer yerel gazetelerde yer alınca önümüzde uzun kuyruklar oluştu. 2012 Mayıs ayında ABD Kongresi tarafından da kahve sohbetleriyle ülkeler arasındaki dostlukları pekiştiren bir proje olarak onurlandırıldı ve resmi kayıtlara geçirildi. Ayrıca, tur boyunca proje sosyal medyada da çok paylaşıldığı için yalnızca Amerikalılardan değil, Türkiye’den ve yurtdışında yaşayan birçok Türk vatandaşından tebrik ve takdir mesajları aldık. Sonuç olarak bu projemiz Türk kahvesini ve Türkiye’yi tanıtım adına yeni iletişim mecrası haline geldi. 

Bir de Türk kahvesi belgeseli hazırladığınızı biliyoruz. Biraz da ondan bahseder misiniz? Hazırlarken nasıl bir yol izlediniz? İzlemek isteyen okuyucularımızın ulaşabileceği bir platform var mı?

Turkish Coffee Lady Vakfı olarak “Anadolu’nun Türk Kahvesi Öyküleri: Başlangıç” belgeselini mikro sanat ustası Hasan Kale’nin değerli katkılarıyla, Türkiye’nin sekiz bölgesinden farklı sunum ve hikayeleri ile zenginleşen çekimlerle hayata geçirdik. Öncü bir gastrodiplomasi girişimi olan bu belgesel aracılığıyla, tarihin ilk kahve pişirme yöntemi olan Türk kahvesinin dünyayı 500 yıl önce nasıl değiştirdiğini ve Anadolu’da yüzyıllardır yaşayan farklı kahve kültürlerinin birbirinden ilginç hikayelerini yabancı toplumlara aktarmayı amaçladık. Brokoli Yapım ve Karen Yapım iş birliğinde hayata geçirilecek olan bu yapımın çekimleri, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Ege, Kapadokya, Safranbolu, İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirildi. 

Belgeseli kurgularken yöresel lezzetleri ve kendine özgü hikayeleri bulunan Türk kahvesi türlerini öne çıkarmayı hedefledik. Aynı zamanda, kahve kültürlerimizi yabancı toplumlara aktarırken ülkemizin zengin hazinelerini de vurgulamayı esas aldık. Bu bağlamda, Mardin’de dibek, Şanlıurfa’da mırra, Gaziantep’te menengiç, Safranbolu’da safranlı, Nevşehir’de közde, Ankara’da kumda, İzmir’de damla sakızlı ve İstanbul’da geleneksel Türk kahvesi üzerine özel çekimler gerçekleştirildi. Belgeselde tarihsel bilgilere ek olarak, farklı kahve öğütme ve pişirme yöntemleri, kavurma teknikleri, özel sunumları ve kendine has ritüellerini de izleyici ile buluşturmak istedik. Belgeselin en önemli özelliği ise, mikro sanat ustası Hasan Kale’nin güç birliği sayesinde kahveyi sanatla harmanlayarak ve yeni bir iletişim dili tasarlayarak Türk kahvesinin kültürel markalaşma sürecine farklı bir katkı sağlayacağımıza inanıyoruz.

“Anadolu’nun Türk Kahvesi Öyküleri: Başlangıç” projesini, Arzum OKKA, Türk Hava Yolları, Kütahya Porselen, ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ana sponsorluğunda, Türk kahvesinin eşsiz hikayesini 2022 yılında ABD’nin sekiz ayrı eyaletinde yapılacak kültürel etkinlikler ve mikro sanat dehası Hasan Kale’nin canlı gösterileri kapsamında aktarmayı hedefledik. Kahve kültürünün İstanbul’dan Avrupa’ya, sonra dünyaya nasıl yayıldığını Amerikalı kahveseverlere anlatıyoruz. Belgesel filmimizin ABD turnesi devam ediyor, o nedenle online olarak henüz yayınlanmadı, öte yandan bir TV kanalı ile iş birliği kapsamında çalışmalarımız devam ediyor.

Vakfımız ayrıca, 2020 ve 2021’de “Dünya Türk Kahvesi Günü”ne ilişkin bir beyannameyi Washington Belediye Başkanı Muriel Bowser’dan ilk kez almayı başardı. Bowser, beyannamesinde 5 Aralık tarihini “Dünya Türk Kahvesi Kültürü Günü’ olarak belediyenin resmi kayıtlarına geçirdi. ABD başkentinin bu önemli girişimi, diğer eyaletlere ve başlıca şehirlere bir referans olma özelliği taşıyacak. Ayrıca, geçtiğimiz yıl ve bu yıl New York’un ünlü Times Meydanı’nda sponsorlarımızın desteğiyle Türk kahvesini tanıtan reklam kampanyalarına da imza attık ve aslında Türkiye dışında dünya şehirlerinin de bu kutlamalara dahil olmasını sağladık. Bu yıl 5 Aralık tarihinde eş zamanlı olarak hem New York Times Meydanı’nda hem İstanbul’da Beyoğlu Belediyesi’nin değerli destekleriyle “Dünya Türk Kahvesi Günü” vakıf ve toplum üyelerimizin katılımlarıyla kutladık.  

Bundan sonrası için yeni hedefleriniz ya da hayalleriniz var mı?

Türkiye tanıtım broşürlerinde hep şöyle yazar: “Kahveyi Avrupa ile Türkler tanıştırdı”. Biz toplum olarak bundan dolayı gurur duyarız, ama o cümleye bir nokta koyarız, hikaye orada bitirilir. Oysaki asıl hikaye ondan sonra başlıyor. Ülke markamızın geliştirilmesi için yapılması gereken en önemli misyonlardan biri toplum olarak kültürel değerlerimize sahip çıkılmasıdır. Günümüzde yabancı toplumlar nezdinde algıları şekillendirmek için halktan halka iletişim büyük önem taşıyor ve Türk kahvesini daha etkili tanıtmak “gastro kültürel diplomasisi” ile mümkün. Bu bağlamda, genç neslimizin kültürel miraslarımızı korumasının ve dünyaya tanıtılmasının önemini anlaması büyük önem taşıyor. Çünkü, Türkiye’nin dünya ekonomisinden daha fazla pay alan güçlü bir ülke olması için dünyaya olan katkılarını vurgulaması gerekiyor. Bugün birçok dünya markasından çok daha önemli bir kültürel değerimiz var. Yeni nesillerimizin geleceğini inşa etmek için Türk kahvesi geleneklerimizin tarihsel değerini dünyaya daha etkili şekilde anlatmamız gerekiyor. Çünkü eğer kahve Türkiye ile özdeşleştirilirse ve Türk kahvesinin pazar payı artarsa, bu kültür ihracatı ülkemize çok önemli ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşler sağlayacak. 

Bu nedenle, Turkish Coffee Lady olarak 2023 yılından başlayarak kadın girişimcilere lisans hakkı vererek ABD’de ve dünyada zincirleşmeyi hedefliyoruz. Şube, kiosk, gezici kahve araçları ve cornerler aracılığıyla büyüyecek zincirimizi ayrıca ulusal ve uluslararası online pazar yeri kanallarından, özel gurme kahve ürünlerimiz ile güçlendireceğiz. Ayrıca, yurtdışında göçmen olan birçok vatandaşımızdan destek mesajları alıyoruz. Vakıf çatısı altında, “Türk Kahvesi Leydileri (Turkish Coffee Ladies)” olarak kültür elçilerimizi dünyanın dört bir yanına taşımak en büyük hayallerim arasında.

Girişimcilik yolculuğunuzda ne tür zorluklarla karşılaştınız? Girişimci olmak isteyen kadınlara ne tür tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

2012’de ilk kamyon fikrini hayata geçirmeye karar verdiğimde beklemediğim bir baskı ile karşı karşıya kaldım. Çevremdeki çoğu kişi beni vazgeçirmeye çalıştı ama yılmadım, tüm olumsuzluklar ve engellere rağmen daha da çok çalıştım ve muhteşem gönüllü bir ekibin ve sponsorlarımızın desteğiyle hayalimi gerçekleştirebildim. Bütçemiz küçük, ama misyonumuz büyüktü. Sonrasında 2017 yılında iş fikrimi gerçeğe dönüştürmeye çalıştığım süreçte bir göçmen ve kadın girişimci olarak inanılmaz zorluklarla karşılaştım. Ayrıca, o dönem ilk kez anne olmuştum, bebeğime iyi bir gelecek sağlayabilmek için tüm zorlukların karşısında güçlü ve cesaretli durmaya çalıştım. Dedem Vedat Dalokay’ın çok önemli bir sözü vardır; “Yelkenimizdeki Rüzgarı Çaldılar, Yılmadık” der. Eğer bir iş tutkuyla ve cesaretle yapılıyorsa başarının tüm zorluklara rağmen geleceğine inanıyorum. Kızım 6 aylık olduktan sonra bir iş planı geliştirmeye başladım ve bu konuda bir çok online ders aldım. Temmuz 2017 tarihinde gerçekleştirdiğimiz firma kurulumu sonrasında, lojistikler konusunda yürüttüğümüz yoğun çabalar, avm yönetimi ile yapılan pazarlıklar ve sağlık izinleri almak için geçilen zor aşamalardan sonra projemizi aralık ayında ekibimle beraber hayata geçirdik.

Kadın girişimci olmak gerçekten büyük bir ayrıcalık. Diğer girişimci kadınlara en önemli tavsiyem hiçbir olumsuzluğun cesaretlerini kırmasına izin vermemeleri. Bu zorlu yol hayata ve hayal kırıklıklarına karşı daha güçlü olmayı öğretiyor insana. Tabii ki, stres ve yorgunluk ile baş edebilmek kolay değil, ama emeklerinin karşılığını almak ve yeni nesle daha güzel bir gelecek bırakmak için biz kadınlar daha çok çalışmalı ve diğer girişimci ruhlu ekip arkadaşları ile beraber çalışarak hedefimize ilerlemeliyiz.

PAYLAŞ