Bu Sergi 1002. Gece’ye Yazılan Masallara Davet Ediyor

Writer: Fulden Karayel Okumuş

Date: 12/04/2023

PAYLAŞ

Bir sergi düşününki 1001 Gece Masalları’na atıfta bulunarak her sanatçının kendi dilinden; kendi dili ile kurduğu öznel ve incelikli ilişkisinden “1002. Gece’ye yazılan masallara davet ediyor. Banu Seyhan’ın küratörlüğünü üstlendiği “1002. Gece” sergisinde; Türk mitleri, Şahmeran, Kibele ve eşitlik gibi konulara odaklanan 15 kadın sanatçının eserlerini bir arada deneyimliyorsunuz. Eserlerin ilgimi çekmesindeki en büyük unsur, kadının yaratıcılığına dair mitolojik ve kültürel figürlerden ilham alıyor olmasıydı öte yandan sanatseverlere kadın yaratıcılığına dair yeni bir bakış açısı sunması büyük beğeni almasındaki önemli bir detay. Türk mitolojisinde sıkça karşımıza çıkan figürler ve konular üzerine yoğunlaşıldığını Şahmeran, Kibele, eşitlik gibi temalarda görüyorsunuz. Bu figürler, Türk mitolojisi ve kültüründe derin bir yere sahip. Bu nedenle eminim ki sergi, Türk mitolojisine ilgi duyan herkesin asla kaçırmayacağı bir etkinlik olacaktır. 

Serginin Küratörü Banu Seyhan 1002.Gece hakkında şunları dile getiriyor;

Mitler, masallar ve ritüeller aracılığıyla en eski zamandan beri ‘kadın’ın özünü sanat aracılığıyla anlatması sergimizin çıkış noktası oldu. Tabii bu özelliğiyle akıllara ilk gelecek kişilerden biri de ‘Şehrazat’tı ve böylelikle 1001 Gece Masalları’ından yola çıkarak 15 Kadın sanatçımızla birlikte onların anlatımını, aktarıcılığını Lilith, Sahmaran, Medusa, Kybele ve daha niceleri gibi güçlü kadın mitler ile birleştirmek istedik. Sergimizin ismi de buradan geliyor; 1001 gece boyunca masallarla kendini, kendi yerini, istediğini, kendisinden ne istenildiğini ve toplumu anlatan kadının 1002. Gece ile devam eden serüvenine yolculuk etmemize yardımcı oluyor sergimiz.

Fotoğraf, resim, heykel, enstalasyon, video art gibi farklı medyumlardan eserleri bir araya getiren 1002. Gece sergisinde; her bir sanatçı, kendi yarattığı öznel diliyle kendi masallarını, mitlerini ve ritüellerini aktarmaya devam ediyor.

Küratörlüğünü benim üstlendiğim sergide, Nur Çağlak, Aslı Çelikel, Cansu Yıldıran, Bedia Ekiz, Melda Yaramış, Beyza Yıldırım, Gaye Su Akyol, Kübra Boy, Ayşe Uluçay, Büşra Aydagün, Ece Haskan, Deniz Avşar, Ecem Dilan Köse, Tuğçe Arıöz ve Zeynep Aslanoba’nın 1002. Gece’de buluşan eserleri görmek ve kadınlardan masalsı dilleri ile hikayelerini dinlemek isteyen herkesi 23 Nisan’a kadar Taksim Sanat’a bekliyoruz.

İşte 1002.Gece sergisinde yer alan sanatçılar ve eserlerinin hikayesi:

Aslı Çelikel: O, Gece mi, Evren mi?

Hahnemühle Photo Matt Fibre / 200 Print / 20 x 26,5 cm 9’lu 2022

Bir varmış bir yokmuş, O aslında bir gölgeymiş. Peki gölgesiz bir varlık olabilir miymiş? Yoksa ortaya çıkabilmesi için ışıkta mı kalması gerekirmiş? Gölge, kendini gördüğünde kendini tanıyabilir miymiş? Mesela ten rengi neymiş? Yoksa başkaları tarafından mı yaftalanmalıymış? Gölgelerin hepsi aynı düzleme yansırmış… O zaman hangimizin gölgesi en yüceymiş? Aslı Çelikel’in sorularını yansıttığı gölgeler, videoartlar eşliğinde 1002. GECE sergisiyle izleyiciye fısıldıyor. İçinde gece ve yıldızları barındıran masalsı karakter “gölge”, fotoğraflarıyla izleyicileri bir sorgu sarmalında buluşturuyor.

Ayşe Uluçay: Mutlak

100 x 70 cm, Tuval üzeri Yağlı Boya 2022

Mutlak çalışması Araf kavramının nasıl tanımlanabileceği düşüncesi üzerine gelişmiş ve ortaya çıkmıştır. Baktığımız sahne ilk günah mitinin gerçekleştiği sahnedir. Resimde, Adem ve Havva’nın tanrı tarafından her şeyin kusursuz bir şekilde sunulduğu bahçeden kovulma anının gerçekleştiği bilme ağacı görülmektedir. İkonografide resmin öznesi olan Adem ve Havva bu sahneden çıkarılmıştır. Üzerinde yılan ve elma bulunan bilme ağacı, figürlerden kalan boşluğun içinde resmin öznesine dönüştürülmüştür. Burada sergilenen manipülatif tavır tanımların varoluşu üzerine şekillenir. Sahneden Adem ve Havva’yı dolayısıyla kovulma eylemi ve başlangıç düşüncesini çıkardığımızda burada görünen manzara mutlak bir alanı ifade etmektedir. Her şeyin birbirinin negatifiyle, zıttı ile anlam kazandığını düşünürsek; bilme ağacının meyvesi yenilmediğinde, bahçeden kovulma gerçekleşmediğinde gerek cennetten gerekse cehennemden bahsedilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla cennet bahçesi diye tabir edilen alan kaderin henüz tayin edilmediği, mutlak bir Araf alanı olarak okunabilir.

Bedia Ekiz: Şahmaran Uykusunda Su Fısıldar

126 x 150 cm / Kağıt üzeri Karakalem / 2023

Göbek bağdır. Ayaklarının altında uyuyan toprağın derini…

Tavşanın kulağı, Şahmaran uykusunda mağaradaki çıngırak…

Derler ki mağaralıkta uzun saçlı, boynuzlu yılanlar yaşarmış. Girdim mağaraya, durdum….yoklardı. Sanırım uyuyorlar, henüz çok gece olmamıştı. Uyuyanın günahı olmazmış.‘’Teslimiyetin günahı ‘’ aşk teslimiyet can acıtır. Teslim olduğun bilmez ki , uykunu emanet ettiğin…İçindeki kırmızıyı…Şahmaranın şifasındaki fedakarlığı…

Bazen bir masalla uyursun, bir şiddet masalıyla uyanırsın. Günah çıkarmak… Her hikaye anlatıcısın mürekkeplere sığmayan hikayeleri, nesilden nesile anlatılarak efsanelere teslim olmuştur. Teslimiyet can acıtır. Teslim olduğunu bilmez ki, uykunu emanet ettiğin … İçindeki kırmızı yılanın gücünü … Şahmeran’ın şifasındaki fedakarlığı… Bir babanın evladındaki duasını… ‘’ Şah ölür masal yeniden yazılır 1002 Gece masalları.

Deniz Avşar: Şahmaran

Hint, İran ve Anadolu kültürlerinde aşık olduğu insandan uğradığı ihanetle bilinen Şahmeran: sonsuz bilgeliği, fedakarlığı ve şifayı temsil eder ve fakat bu mitolojik karaktere biçilen misyon ve motivasyonlar bulunduğu coğrafyadaki kadın algısının vizyonunda, yansımasında belki de diğer coğrafyalara göre daha dualitel bir yapı çizmesine neden olmuştur. Kadın bazen bir sayıdır, bazen şifa dağıtan, ihanet edilen, bazen yok sayılan… Ama şu an bulunduğu yerden tam da gözümüzün içine bakan…

Ece Haskan: Gökyüzü Masalı

Resim oto portre niteliği taşıyan 8 farklı karakterden oluşuyor. Ece Haskan’ın kendini temsil ettiği karakterler gezegenlerin anlamlandırılmasıyla bütünleşiyor. Anne rahmine düştüğümüz andan itibaren karakterimizi ve nefes almaya başladığımız andan itibaren hayatımızı şekillendiren bu gökyüzü masalı aynı zamanda bizi Ece Haskan’ın iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkartıyor. Kendi özünü taşıyan Güneş, özünü sevgi ve hayatta kalma duygularıyla korumaya çalışan Mars’ın temsillerini görüyoruz. Bir noktada duyguların ağırlığıyla eriyen mum gibi ay ve algısını temsil eden Merkür’ü görüyoruz. Her bir karakter bir gezegene referans vererek sanatçının içindeki farklı kişiliklerle bizi tanıştırıyor.

Kübra Boy: Yeniden Yanmak

Farklı toplum ve medeniyetlerin yüzyıllar boyunca doğaya ve kadına hayranlık duymasına karşın onlar üzerinde hegemonya kurmaya çalıştığı gerçeği…
Doğanın güzelliğinin ve gücünün simgelerinden biri Şahmeran. O, sürekli yanan ve yeniden doğan, ancak asla gerçekten özgür olmayan, doğanın vücut bulmuş hali.
Bu tasvir bir eylem çağrısı. Hem doğayı hem de kadınları tüketmekle tehdit eden hegemonyayı tanıma ve reddetme çağrısı. En karanlık zamanlarda bile her zaman yenilenme ve yeniden doğuş olasılığının olduğunu hatırlatıyor.

Zeynep Aslanoba: Baba Yaga’nın Gerçek Hayatı

Stop Motion Animasyon / 49” Ekran / 1 dakika 20 sn. / 2023

İnsan, bilmediği ve anlamadığından korkar. Ölüm gibi. Baba Yaga ise bu korkuları dinleyen, kabul eden bir cadıdır. Yeni hayatın doğması için ölümün gerekli olduğunu bilir ve bu döngüyü anlamaya çalışarak yaşar. Hayatının ateşini, bilinmezlikleri keşfederek harlayan bilge bir kadındır o. O kadar hayat doludur ki evi bile canlıdır! Tavuk bacaklı evi her dans ettiğinde zamanda minik kırılmalar yaşanır. Kim bilir, belki de çocuklar Baba Yaga’dan korkup kaçmak yerine onun öğretilerini (bazen zor da olsa) anlamaya çalışıp; kendi dans eden evlerini yaratabilirler.

PAYLAŞ