Ölmesi Gereken Hücreler Yaşamaya Devam Ederse Ne Olur?

Writer: NYX Magazine

Date: 21/01/2026

PAYLAŞ

Bilimin Gündemindeki “Zombi Hücreler” Yaşlanmayı Hızlandırıyor mu?

Yaşlanma bilimi son yıllarda alışılmış ezberleri sarsan bir kavramla daha yakından ilgileniyor: Senesans hücreleri. Halk arasında “zombi hücreler” olarak anılan bu hücreler, çoğalma yeteneklerini kaybetmelerine rağmen dokular içinde varlıklarını sürdürmeye devam ediyor. Peki bu hücreler bizi koruyan bir savunma mekanizması mı, yoksa yaşlanmanın görünmez tetikleyicileri mi?

Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, bu sorunun henüz net bir yanıtı olmadığını vurgulayarak, “Senesans hücreleri bugünkü bilimsel bilgiler ışığında ne tamamen ‘iyi’ ne de tamamen ‘kötü’ olarak tanımlanabilir. Asıl mesele, bu hücrelerin yaşlanma sürecinde nasıl, ne zaman ve hangi yoğunlukta devreye girdiğini doğru okumaktır” değerlendirmesinde bulunuyor.

Hücreler Ölmezse Ne Olur?

Vücudumuzda her gün milyonlarca hücre DNA hasarı, çevresel stres, toksinler ve yaşa bağlı biyolojik süreçler nedeniyle işlevini yitiriyor. Normal şartlarda bu hücreler ya onarılıyor ya da kontrollü bir biçimde devre dışı bırakılarak yerlerini yeni hücrelere bırakıyor. Ancak senesans hücreleri bu doğal döngünün dışında kalıyor. Dr. Sarıyıldız’a göre, “Bu hücreler çoğalamıyor ama ölmeden dokuda kalmaya devam ediyor; yani ne aktif ne de tamamen pasifler. Başlangıçta bu durum tümör oluşumunu engelleyen bir savunma refleksi olarak işlev görüyor. Fakat zamanla bu hücrelerin birikmesi, yaşlanmayı hızlandıran bir tabloya dönüşebiliyor.”

Yaşlanmanın Nedeni mi, Gizli Bir Destekçi mi?

Senesans hücrelerinin en tartışmalı yönlerinden biri, SASP (Senescence-Associated Secretory Phenotype) adı verilen salgılama süreci. Bu süreçte hücreler; iltihabı artıran moleküller, doku yıkımını tetikleyebilen enzimler ve hücreler arası iletişimi bozan proteinler salgılayabiliyor. Klinik çalışmalar, bu hücrelerin uzun süre dokularda kalmasının kronik inflamasyon, doku yenilenmesinde yavaşlama, bağışıklık sisteminde zayıflama, metabolik dengenin bozulması ve yaşla ilişkili hastalık risklerinde artışla ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Peki Zombi Hücreler Yok Edilmeli mi?

Bu noktada bilim temkinli ilerliyor. Dr. Sarıyıldız, senesans hücrelerinin yalnızca olumsuz etkilerle anılmasının eksik bir bakış açısı olduğuna dikkat çekiyor: “Araştırmalar, bu hücrelerin bazı durumlarda doku bütünlüğünü korumaya yardımcı olduğunu, ani stres durumlarında hasarı sınırlayabildiğini ve yara iyileşmesi süreçlerinde rol oynadığını ortaya koyuyor. Ayrıca kontrolsüz hücre çoğalmasını baskılayarak tümör gelişimine karşı koruyucu etki gösterebiliyorlar.” Bu nedenle güncel bilimsel yaklaşım, bu hücrelerin tamamen yok edilmesinden ziyade, hedefli ve dengeli biçimde düzenlenmesini tartışıyor.

Panik Yapmalı mıyız?

Bugün için klinik pratikte kabul görmüş, standart bir “zombi hücre tedavisi” bulunmuyor. Ancak yaşam tarzının bu hücreler üzerinde dolaylı ama anlamlı etkileri olduğu biliniyor. Düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku, inflamasyonu azaltmayı hedefleyen beslenme modelleri ve metabolik risklerin kontrol altına alınması, süreci destekleyici unsurlar arasında yer alıyor. Dr. Sarıyıldız, “Senesans hücreleri panik yaratacak bir tehdit değil; ama göz ardı edilmemesi gereken önemli bir biyolojik gerçekliktir” diyor.

Bilim Araştırmaya Devam Ediyor

Uzun ve sağlıklı yaşam hedefinde bugün için en gerçekçi yaklaşım; düzenli klinik takip, metabolik dengenin korunması ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi olarak öne çıkıyor. Zombi hücrelerin gelecekte standart tedavi rehberlerine girip girmeyeceğini ise zaman gösterecek. Şimdilik hedef net: Yaşlanmayı durdurmak değil, daha bilinçli ve daha az hasarla yönetebilmek.

PAYLAŞ