Writer: Nurgül Eryıldır Günay
Date: 26/05/2026
Harun Kilci: Eğitmen / Yönetim Danışmanı / Hayat Mimarı / NYXmag Dergisi ‘‘Hayata Dair’’ Köşe Yazarı
Röportaj: Nurgül Eryıldır Günay / [email protected]
Kişisel gelişim alanında dikkat çeken yeni bir eser okurlarla buluştu. Eğitmen ve yönetim danışmanı Harun Kilci, yeni kitabı Herkes Kendi Hayatının Mimarıdır ile bireyin kendi hayatını nasıl bilinçli şekilde tasarlayabileceğine odaklanıyor.
Kırmızı Kalem Edebiyat Yayınevi tarafından yayımlanan kitap, modern yaşamın hızında çoğu zaman gözden kaçan temel bir soruyu yeniden gündeme taşıyor:
“Yaşadığınız hayat gerçekten sizin seçiminiz mi?”
Kilci’ye göre hayat, tesadüflerin yön verdiği bir yolculuk değil; farkındalık ve bilinçli kararlarla şekillenen bir tasarım süreci. Kitap, okuyucuyu bu bakış açısıyla kendi yaşamını yeniden değerlendirmeye davet ediyor.
Gerçek yaşam hikayeleri ve farkındalık çalışmalarıyla zenginleştirilen eser, bireyin kendi potansiyelini keşfetmesine ve hayatının sorumluluğunu almasına rehberlik etmeyi amaçlıyor. Yazarın mesajı net:
“Kendi hayatını fark edenler, hikayelerinin kahramanı olur.”
Kitapta yer alan çarpıcı ifadeler ise okuru derin bir yüzleşmeye çağırıyor:
“Hayatının tavan yüksekliği boyundan kısaysa, eğilip yaşamak zorunda kalırsın.”
“Çevremizden gelen tuğlalarla inşa ettiğimiz hayatı, kendi hayatımız sanarak yaşamaya devam ederiz.”
Geçmişin keşkeleriyle geleceğini gölgelemek yerine, bugünün fırsatlarına odaklanmayı öneren eser; hayatın bilinçli bir şekilde yeniden inşa edilebileceğini vurguluyor.
Herkes Kendi Hayatının Mimarıdır, okura yalnızca ilham vermekle kalmıyor; aynı zamanda yaşamını yeniden tasarlamak isteyenler için güçlü bir farkındalık ve başlangıç noktası sunuyor.
Kendi hayatının kontrolünü eline almak isteyen herkes için kaleme alınan kitap, kişisel gelişim alanında yeni bir bakış açısı getirmeyi hedefliyor.
Sevgili Harun Kilci ile kitabını ve kendi hayatımızın mimarı olmanın yollarını konuştuk.
Bir insan hayatını yeniden inşa etmeye karar verdiğinde ilk olarak neyi yıkmalı: alışkanlıklarını mı, çevresini mi, yoksa kendine anlattığı hikayeleri mi?
Hayatını yeniden inşa etmeye karar vermiş insanın mutlaka canının bir yerde yanıyor olması gerekiyor. Dil sancıyan dişe dokunur diye bir söz var. başlaması gereken yer o konuyu hayatına uyumlu hale getirmektir. Bunun için de genellikle ilk önce işlevsel olmayan, kendisini beslemeyen hatta sınırlayan alışkanlıklarını yıkması gerekir.
Hayatı “yeniden tasarlamak” dediğinde bu romantik bir fikir gibi algılanabiliyor. Senin yaklaşımında bu süreç somut olarak hangi 3 adımla başlar?
Hayatı yeniden tasarlamak oldukça gerçekçi ve zor bir süreçtir. Pek romantik bir süreç değil aslında. Hayatı yeniden tasarlamak için önce mevcut halinin farkında olup bu halin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmadığını fark etmiş olmak gerekiyor. O aşamadan sonra yaşadığı hayatı ve hayatının dinamiklerini sorgulamalı. Yaşadığımız mevcut hayatı anlamak, yaşamak isteyeceğimiz hayatı hayal etmek ve aradaki boşluğu doldurabilmek için gerekli olan değişim ve gelişimi planlamak. Bu üç adım hayatı yeniden tasarlamanın ilk üç adımıdır.
Bir yapıyı yeniden kurarken en kritik şey temeldir. İnsan hayatında “temel” dediğin şey nedir ve yanlış atılmış bir temel nasıl fark edilir?
Doğuştan var olan kişilik dizilimimizi doğru anlamalı ve analiz etmeliyiz. Kişilik özelliklerimiz doğuştan gelir ve bunların üzerine değerlerimizi yerleştiririz. Değerlerimiz hayat yolunda ilerlerken bastığımız yapı taşlarımızdır. Bunlar tutumlarımızı oluşturur. Temelde değerlerimiz yanlış değil, kendimize göre özneldir. Hatalı olabilecek hayat inşası, değerlerimize göre şekillendirdiğimiz başımıza gelen olayları yorumlama biçimimizin sonuçlarıdır. Yaşadığımız olayları yorumlar ve bazı kısa yollar oluştururuz. Amacımız hayatın hızına yetişmek ve sürekli aynı değerlendirme sürecini yaşamadan benzer durumlarda bizi destekleyen kararlar alıp yola devam etmektir. Fakat zamanla daha önceden işe yarayan kısa yollar, hayatın değişkenliğinde işe yaramaz hatta kısıtlayıcı hale gelebilir. Elimizdeki harita arazi ile uyumlu olmalıdır. Yoksa yanlış değerlendirip yanlış kararlar alırız. Haritanın güncelliğini yitirdiğini de en kolay verdiğimiz kararların hayatımızı destekler nitelikte kolaylaştırıcı olmadığını fark ettiğimizde anlarız.
İnsanlar hayatlarını değiştirmek ister ama çoğu yarım bırakır. Sence yeniden inşa sürecinde insanları en çok sabote eden şey nedir: korku mu, konfor mu, yoksa belirsizlik mi?
Değişmek hatta dönüşmek her zaman insanlar için cazip olmuştur. Hele ki kendi hayatını yeniden, kendi istediği şekilde ve kendi kararları ile yeniden tasarlamak fikri çok heyecanlı gelir. Fakat süreç öyle heyecanla ilerlemez. Kitabımda kocaman bir bölüm var bu soruya tam yanıt veren, dördüncü bölüm. Genellikle hayatın yeniden inşası zor olduğu görüldüğünde yarıda kalır ya da bırakılır. Zor olan da aslında alışılmış olan fakat işlevsel olmayan alışkanlıkların yenileri ile değiştirilme aşamasında yaşanır. Bahane olarak da konforlu gelen gecekondu hayat, rezidansın belirsiz konforuna tercih edilir.
Eğer birinin hayatını bugün sıfırdan tasarlaması gerekseydi, mevcut hayatından hangi üç şeyi kesinlikle yanında götürmesini, hangi üç şeyi ise geride bırakmasını önerirsin?
Bunun tek ve belirgin bir yanıtı maalesef ki yok. Çünkü her insan ayrı bir dünya ve her insan için bırakması gerekenler ile edinmesi gerekenler tamamen farklı. Sadece şunu diyebilirim ki; kendisini sınırladığını fark ettiği her alışkanlığı terk etmeli. Hayal ettiği hayata ulaşabilmek için gerekli gelişim için zaman ayırmalı ve kendi ile barışıp kendisini her yönü ile kabul edebilmeli.
KÜNYE
Yayınevi: Kırmızı Kalem Edebiyat Yayınevi
Kategori: Kişisel Gelişim
Yazan: Harun Kilci
Kitabın Adı: Herkes Kendi Hayatının Mimarıdır
Genel Yayın Yönetmeni: Duygu Değirmenci
Kitap Editörü: Deniz Çağlar
Kapak Tasarımı ve Mizanpaj: Julia K.
Sayfa Sayısı: 300
Kırmızı Kalem Edebiyat Yayıncılık’tan çıkan “Herkes Kendi Hayatının Mimarıdır” Penguen Kitapyurdu.com ve tüm online kitap satış noktalarında!