Üniversiteyi Türkiye’de Okumak mı, Yurt Dışında Okumak mı?

Writer: Aslı Eren

Date: 26/05/2026

PAYLAŞ

Özellikle son yıllarda birçok velinin aklında aynı soru var… Çocuğumuz üniversiteyi Türkiye’de mi okumalı, yoksa bizim de
yurt dışı şansımız olabilir mi? Hatta bazen bütçe ya da üniversite kabul şartlarından bağımsız olarak bile birçok aile bu konuda
ikilem yaşayabiliyor.

17 yıldır yurt dışında eğitim almak isteyen öğrencilerimize yardımcı olan bir akademik danışman olarak, bazı öğrencilerim
için ben de zaman zaman a ynı soruyu kendime soruyorum. Acaba yurt dışında üniversite okumak bu öğrencim için gerçekten doğru bir seçenek mi? Ya da bazen aile çok istekli olurken, öğrenci bazı korkuları nedeniyle bu seçeneği tamamen eleyebiliyor. İşte tam bu noktada verilen kararın ne kadar doğru değerlendirildiği çok önemli. Çünkü bu karar, öğrencimizin geleceğini doğrudan etkileyebilir ve belki de hayatında karşısına çıkabilecek birçok fırsatı belirle yebilir…

Ülkemizde yapılacak olan TYT ve AYT üniversite sınavları yaklaşırken, biz de bu sayımızda Türkiye’de üniversite
okumanın ve yurt dışında üniversite eğitimi almanın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte değerlendirmek istedik.
Hazırsanız başlıyoruz 😉

Türkiye’de Üniversite Okumanın Avantajları

Henüz aileden ayrılmaya ve kendi ayakları üzerinde durmaya hazır olmayan öğrenciler için üniversite eğitimini Türkiye’de tamamlayıp daha sonra yurt dışı eğitimi düşünmek daha mantıklı olabilir. Bazen iyi bir şey yaptığımızı düşünürken istemeden çocuklarımızı zorlayabiliyoruz. Oysa unutmamak gerekir ki en önemli şey her zaman çocuğunuzun psikolojisi ve
mutluluğudur.

Eğer bütçemiz sınırlıysa ve öğrencimiz Türkiye’de iyi bir üniversite kazanabilecek başarıya sahipse, üniversite hayatını Türkiye’de geçirmek yine daha doğru bir seçenek olabilir.

Özellikle ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerin akademik başarısı oldukça yüksektir ve devlet üniversiteleri olmaları sayesinde öğrenciler kaliteli bir eğitimi ücretsiz alabilirler. Bu da ailelerin belki daha kısa süren yüksek lisans programları için bütçe
ayırabilmesini sağlayabilir. Böylece öğrencimiz yine bir yurt dışı deneyimi yaşayabilir ve sonrasında yurt dışında çalışma fırsatı elde edebilir.

Özellikle bazı bölümler için Türkiye’de okumanın daha mantıklı olduğuna inanıyorum. Örneğin tıp eğitimi… Türkiye’de doktor olarak çalışmak isteyen bir öğrencinin, mümkünse Türkiye’de tıp eğitimi alması çok daha doğru olacaktır. Çünkü bu tarz bölümlerin büyük kısmı hastanede geçiyor ve öğrencinin sürekli halkla iletişim kurması gerekiyor. Bir Türk’ün en iyi konuştuğu dil yine Türkçe oluyor 🙂 Ama hem akademik hem de dil becerileri güçlü bir öğrenciyse, tabii ki yolları açık olsun 🙂

En büyük dezavantajlardan birinin ülkemizdeki eğitim sistemi olduğunu söyleyebiliriz. Sadece liselerde değil, üniversitelerde de daha ezber odaklı bir sistemle eğitim sunuluyor. Okullarda daha çok sınav sistemi hâkim; öğretmenin gelip anlattığı konulardan yapılan sınavlar, öğrencinin kendi araştırıp öğrenerek derse daha hazırlıklı ve bilgili gelmesinin yerini tam olarak tutmuyor.

Sistemdeki bir diğer sıkıntı ise çok sayıda üniversite mezunu olmasına rağmen işsizlik oranının hâlâ çok yüksek olması. Gelişmiş ülkelerde devlet, eğitim ve sanayi birimleri birlikte çalışıyor. Hangi alanda ne kadar iş gücü açığı varsa, eğitim sistemi de buna göre şekilleniyor. Özellikle verilen pratik eğitimler ve ekstra sunulan staj programları sayesinde öğrenciler iş hayatına daha hazır başlıyor ve çoğu zaman mezuniyet sonrası ilk 6 ay içerisinde kendi başarı ve yetenekleri doğrultusunda iş bulabiliyorlar. Fakat
Türkiye’de üniversite eğitimini tamamlamış öğrenci en baştan iş bulamayacaksa, stresiyle mezun oluyor ve maalesef uzun süre işsiz kalan da çok oluyor.

Bir diğer tarafta ise çok da adil olma yan bir sistemden bahsediyoruz… İyi eğitim veren devlet üniversitelerinin sayısının az olması ve bu okulların kabul şartlarının oldukça zorlayıcı olması ciddi bir rekabet doğuruyor. Üstelik öğrenciler bunu
başarabilmek için en az iki yıl süren stresli bir maratona giriyor ve yoğun sınav baskısıyla mücadele ediyor. Dünya sıralamasına girebilen kaliteli özel üniversitelerin yüksek ücretleri ise ayrı bir eşitsizlik yaratıyor. Günümüzde artan özel üniversite sayısıyla
birlikte eğitim kalitesindeki düşüşü de göz ardı etmemek gerekiyor.

Ülkemizi bıraktık, şimdi gelelim yurt dışına… Bur ada da tersten başlayalım ve yazımızı daha olumlu bitirelim istiyoruz 🙂

Yurt Dışında Üniveriste Okumanın Dezavantajları

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, bazı bölümleri yurt dışında okumak öğrenciyi mezuniyet sonrasında çalışma alanında kısıtlayabiliyor. Örneğin, İtalya’da psikoloji okuyan bir öğrencinin klinik psikolog olabilmesi için ileri seviyede İtalyanca bilmesi
gerekiyor.

Yine Türkiye’de eğitim almanın avantajlarında bahsettiğimiz gibi, öğrenci psikolojik olarak ailesinden ve ülkesinden ayrılmaya hazır değilse; ana dili farklı olan ve yıllardır farklı bir eğitim sistemi içerisinde yetişmiş öğrencilerle rekabet etmeye hazır hissetmiyorsa, yurt dışında eğitim süreci düşündüğünden daha zor geçebiliyor.

Burada küçük bir not düşmek istiy orum. Bazı okuyucularımız bütçe konusunu da dezavantajlar arasına eklemem gerektiğini düşünebilir. Fakat birçok yazımızda da belirttiğimiz gibi, yurt dışında okumak düşündüğünüz kadar yüksek bütçeler gerektirmeyebiliyor. Eğer bütçenize uygun ülke ve okul tercih edilirse — ki bu okulların kötü olduğu anlamına kesinlikle gelmez — çocuğunuzu Türkiye’de sıradan bir özel okulda ya da İstanbul gibi büyük şehirlerde devlet üniversitesinde okutmanın maliyetinden bile daha uygun olabilir. Yurt dışında ekonomik üniversite seçenekleriyle ilgili dergimizdeki diğer yazımızı da okuyabilirsiniz: https://nyxmag.com/yurt-disinda-ekonomiksecenekleri/

Ve şimdi gelelim en çok mer ak edilen konuya 🙂

Yurt Dışında Üniversite Okumanın Avantajları

Her şeyden önce, özellikle eğitim sistemi güçlü bir ülkede eğitim almanın başlı başına büyük bir avantaj olduğuna inanıyorum. Eğitim asla hafife alınmaması gereken çok önemli bir konu. Çocuklarımızın en iyi eğitimi almasını, doğru bilgiye ulaşmasını istiyoruz.
Ama en önemlisi bunu doğru y öntemlerle edinmeleri… Araştıran, üreten, sorumluluk alabilen, iletişim kurabilen ve özgüvenli bireyler olmalarını istiyoruz.
Elbette her sistemin istisnaları vardır ama yurt dışı eğitiminin çocuklarımıza kattığı en büyük artılardan biri de tam olarak bu diyebiliriz.

Ülkemizde ciddi bir işsizlik sorunu olduğundan bahsetmiştik. Birçok ülkede öğrenciler üniversite eğitimlerini tamamladıktan sonra en az 1 yıl o ülkede yaşama ve çalışma hakkına sahip oluyor. Bu süreçteki performanslarına göre daha uzun süreli çalışma
izinleri alma şansları da doğabiliyor. Hatta günün sonunda belki de dünya vatandaşı olmuş bir şekilde ailesini ziyaret etmeye geliyorlar 😉

Yurt dışında üniversite okuyacak öğrencilerin hem kabul alabilmeleri hem de eğitim hayatlarında başarılı olabilmeleri için belirli bir dil seviyesine sahip olmaları gerekiyor. Örneğin, İngiltere’de eğitim alacak bir öğrencinin okulun şartlarına göre minimum B2
seviyesinde İngilizce bildiğini kanıtlaması gerekiyor. Ancak mezuniyet dönemine geldiğinde, yani 3-4 yıl sonrasında, bu dil seviyesi neredeyse ana dil seviyesine yaklaşabiliyor. Ana dili İngilizce olmayan ülkelerde eğitim alan öğrenciler ise ikinci hatta
üçüncü bir dili öğrenme fırsatı da yakalayabiliyor.

Son maddeyi tamamen kendi gözlemlerimden paylaşmak istiyorum. Yurt dışında üniversite eğitimine hazırlanan öğrencilerimizin de elbette yoğun bir süreç ve stres oluyor. Ama hiçbir zaman hayatlarını tek bir sınava bağlamadıkları için, Türkiye’de sınava
hazırlanan öğrencilerimiz kadar mutsuz, kaygılı ve baskı altında olmuyorlar.

Unutmayın, her zaman önce çocuğunuzun sağlığı ve mutluluğu!

Yurt dışında üniversite eğitimi almanın avantajlarını buradan da inceleyebilirsiniz: https://aslenedu.com/yurt-disinda-lisans/

Hangi ülkelerde eğitim alabileceğinizi de yine aynı link üzerinden görebilirsiniz.

Şimdiden Haziran ayında üniversite sınavına girecek tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, ailelerimize de şimdiden geçmiş olsun diyoruz 🙂

Bir sonraki sayıda görüşmek üzere!

PAYLAŞ