İngiltere’de Bir Yaz Okulu Günlüğü

Writer: Aslı Eren

Date: 13/08/2026

PAYLAŞ

Bu sayıdaki yazımı size İngiltere’den yazıyorum. Hatta tam da Oxford’tan…

Şu anda Oxford Brookes Üniversitesi kampüsündeyiz ve iki haftadır 11 öğrencimizle birlikte harika bir yaz okulu macerasının içindeyiz. Bu hafta sonu bavullarımızı sadece kıyafetlerle değil, birbirinden güzel anılarla doldurup Türkiye’ye döneceğiz. Hazır buradayken ve yaşadıklarımız hâlâ bu kadar tazeyken, bu sayıda size biraz yaz okulu programlarından, biraz da burada yaşadıklarımızdan bahsetmek istiyorum.

Nedir Bu Yaz Okulu Programı?

“Yaz okulu” dediğimizde aslında tek tip bir programdan söz etmiyoruz. İngilizcesi ileri seviyede olan öğrenciler için akademik içerikli, üniversite hazırlığına yönelik ya da meslek seçimlerini destekleyen programlar olduğu gibi, İngilizceyi spor veya sanatla birleştiren farklı yaz kampları da bulunuyor. Benim bahsedeceğim programlar ise; uluslararası öğrencilerin ana dili İngilizce olan ülkelerde, dünyanın dört bir yanından gelen yaşıtlarıyla ortak bir dilde buluştuğu, İngilizcelerini geliştirirken aynı zamanda farklı kültürleri tanıyıp unutamayacakları bir deneyim yaşadığı yaz okulları. Bu programlara bireysel olarak katılmak mümkün. Ancak birçok öğrenci, okulları ya da yurt dışı eğitim danışmanlık şirketleri tarafından oluşturulan gruplarla gitmeyi tercih ediyor.

Biz de tam olarak böyle bir grupla buradayız. Ama kendi hikâyemize geçmeden önce, gelin yaz okullarının nasıl işlediğine kısaca bakalım.

Yaz Okulu Programları Nasıl İşliyor?

• Programlar genellikle üniversite veya lise kampüslerinde düzenleniyor. Böylece öğrenciler gerçek bir kampüs hayatını da deneyimleme fırsatı buluyor.

• Her programın yaş aralığı farklı olsa da üniversite kampüslerinde düzenlenen programların büyük bölümü 12-18 yaş arasındaki öğrencileri kabul ediyor.

• İlk gün öğrenciler kısa bir İngilizce seviye sınavına giriyor ve seviyelerine uygun sınıflara yerleştiriliyor. Böylece kimse ne zorlanıyor ne de sıkılıyor.

• Hafta içi günlerinin büyük bölümü İngilizce dersleriyle geçiyor. Derslerden sonra ise spor aktiviteleri, atölyeler, şehir gezileri ve sosyal etkinlikler başlıyor.

• Grup olarak katıldığınızda öğrenciler yalnızca kendi grup liderleriyle değil, kamp organizasyonundaki ekiplerle de gün boyunca birlikte oluyor. Yani hiçbir zaman yalnız kalmıyorlar.

• Velilerin en çok merak ettiği konulardan biri de güvenlik. Öğrenciler kampüs içerisinde konaklıyor, belirlenen saatlerde odalarında olmaları gerekiyor ve tüm süreç kamp görevlileri tarafından düzenli olarak takip ediliyor.

Yaz okullarının genel yapısından bahsettiğimize göre, şimdi biraz da bizim Oxford hikâyemize geçelim.

Oxford Maceramız Başlıyor

Bu seneki grubumuz, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve farklı okullarından gelen öğrencilerden oluşuyor. Aralarında birbirini önceden tanıyanlar da var ama büyük çoğunluğu ilk kez havaalanında karşılaştı. Açıkçası hiç endişe etmedim. Çünkü çok kısa sürede kaynaşacaklarını biliyordum.Kamp başlamadan önce tüm veli ve öğrencilerimizle online oryantasyon toplantımızı yaptık. Soruları tek tek cevapladık, buluşma noktalarımızı netleştirdik, WhatsApp gruplarımızı kurduk ve artık yola çıkmaya hazırdık. Hepimiz Türkiye’nin farklı şehirlerinden geldiğimiz için ortak buluşma noktamız İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı oldu. Check-in işlemlerimizi tamamladık, uçağımıza bindik ve “Bekle bizi İngiltere!” diyerek maceramızı resmen başlattık.

Yaklaşık dört saatlik uçuşun ardından Stansted Havalimanı’na indik. Pasaport kontrolünden geçip valizlerimizi aldıktan sonra bizi karşılayan görevliyle buluştuk ve otobüsle kampüse doğru yola çıktık.

Odalarımıza yerleştikten sonra, adının “Yard” olduğunu öğrendiğimiz ve sadece yaz okulu öğrencilerine ayrılmış yemekhaneye geçtik. Güzel bir akşam yemeği yedik. Güzel derken yanlış anlaşılmasın. 😊 İngiltere’de hiçbir yemek Türk mutfağının yerini tutamaz. Ama et, salata, makarna ve patates seçeneklerinin olduğu, muhtemelen hepimiz çok aç olduğumuz için de bize ekstra lezzetli gelen güzel bir ilk akşam yemeğiydi.

Yemekten sonra ise kampüsteki buluşma noktamıza geçtik. Burası, önümüzdeki iki hafta boyunca her ders ve aktivite öncesinde buluşacağımız bina olacaktı. Burada bizden önce gelmiş öğrencilerle birlikte “Ice Breaker”, yani “Buzları Kırma” etkinliğine katıldık. Amaç, kampa yeni gelen öğrencilerin birbirleriyle ve daha önce gelmiş öğrencilerle tanışıp kaynaşmasıydı. Etkinlik bittikten sonra odalarımıza geçtik ve tabiri caizse hepimiz bayıldık. 😊

Bu arada küçük bir not… Odalarımızın tamamı tek kişilik, özel banyolu ve oldukça modern.

Yaz Okulu Programında Günlük Hayatımız Nasıl Geçiyor?

Peki burada günlerimiz nasıl geçiyor derseniz, aşağıda size küçük bir program bırakıyorum.

SaatProgram
07.00Uyanma (itiraf ediyorum, günün en zor kısmı)
07.30 – 08.30Yard’ta kahvaltı. Günün ilk sohbetleri de genelde burada başlıyor. Tabii kaytaranlar ve uyumayı tercih edenler de oluyor.
08.30Buluşma ve öğrencilerin öğretmenleriyle birlikte sınıflarına geçmesi.
09.00 – 12.30İngilizce dersleri. (Merak etmeyin, ders araları da var.)
13.00 – 14.00Yard’ta öğle yemeği. Biraz dinlenme, biraz sohbet.
14.00 – 16.30Tekrar buluşma ve Öğleden sonra aktiviteleri.
17.30 – 20.00Yard’ta akşam yemeği.
20.00 – 21.30Son buluşma ve Akşam aktivitesi. Spor, dans, yarışmalar… Enerjimizin son damlasına kadar buradayız😊
22.00Yurtlara dönüş.
22.30Herkes odasında. Kamp kuralları burada devreye giriyor.
23.00Mümkünse uyku! (Çünkü ertesi gün bizi yine dolu dolu bir program bekliyor.)

Ders olan günlerde programımız genel olarak bu şekilde ilerliyor. Gezi günleri ve hafta sonlarında ise tempo biraz değişiyor. Her cuma ve cumartesi farklı bir şehri keşfe çıkıyoruz. Pazar günleri ise öğrenciler ilgi alanlarına göre farklı kulüplere katılabiliyor.

Aktiviteler

İlk günkü aktivitemiz doğrusu hepimizi biraz şaşırttı. Kampüsün yakınındaki güzel bir parktan yürüyerek kanal kenarında bulunan başka bir parka gittik. Burada öğrenciler farklı ülkelerden gelen arkadaşlarıyla karıştırılarak gruplara ayrıldı ve her gruba büyük kartonlar dağıtıldı. Görevleri ise… Bir bot yapmak.

Açıkçası, ilk duyduğumda içimden “Bundan ne çıkabilir ki?” diye geçirdim. Ama ortaya çıkan sonuç gerçekten inanılmazdı. Su üzerinde batmadan yüzebilen, yaratıcı ve oldukça sağlam botlar yaptılar.

Aslında işin en güzel kısmı botlar da değildi. Birbirlerini henüz yeni tanımış öğrenciler, ortak bir hedef için birlikte düşünüp üretmeye başladılar. Mecburen İngilizce konuştular, fikir alışverişi yaptılar, görev paylaşımı yaptılar… Kısacası, farkına bile varmadan hem İngilizcelerini kullandılar hem de takım olmayı deneyimlediler.

Sonraki günlerde Oxford şehir merkezi, kolejler, Oxford Kalesi ve buz pateni gibi etkinliklere katıldık. Her günün programı farklıydı ve bu da öğrencilerin sürekli yeni bir şey deneyimlemesini sağladı.

Benim en sevdiğim aktivitelerden biri ise hiç şüphesiz MUN (Model United Nations) çalışması oldu.

Öğrenciler gerçek bir Birleşmiş Milletler simülasyonuna katılarak farklı ülkeleri temsil ettiler, fikirlerini savundular ve tamamen İngilizce tartışmalar gerçekleştirdiler.

Akşamları ise buluşma binamız farklı bir atmosfere bürünüyor! Bazı akşamlar futbol, voleybol ya da badminton oynandı. Bazı akşamlar yarışmalar düzenlendi. Ama en unutulmazı kesinlikle Disco gecesiydi. Bir ara İtalyan, Tayvanlı, Meksikalı, Ukraynalı ve tabii ki Türk öğrencilerin hep birlikte damat halayı çektiğine şahit oldum. Evet… Gerçekten yaptılar. 😊 Ortaya çıkan görüntü ise şahaneydi!

Bu arada, burada yaşadıklarımızı instagram hesabımız üzerinden(https://www.instagram.com/aslenedu/?hl=en-gb)  hikayelerde sabitlenmiş olarak da izleyebilirsiniz J

Yaz Okulunu Değerli Yapan Ne?

Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Bence yaz okulu programlarında sadece ülke ya da şehir seçimi önemli değil. Tercih edilen okul ve kamp organizasyonu da en az onlar kadar belirleyici. Çünkü şu anda bulunduğumuz kampta yapılan hiçbir aktivite tesadüfen seçilmemiş. Her biri; öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurmasını, farklı kültürlerden arkadaş edinmesini, birlikte üretmesini ve kendilerini rahatça ifade edebilmesini destekleyecek şekilde planlanmış. Belki dışarıdan bakınca sadece eğleniyor gibi görünüyorlar. Ama aslında her etkinliğin arkasında güçlü bir eğitim yaklaşımı var.

İşte bana göre yaz okulunu gerçekten değerli yapan şey de tam olarak bu.

Peki, Yaz Okulu Programlarına Çocuğunuzu Göndermeye Değer mi?

Yaklaşık 17 yıldır yurt dışına öğrenci gönderiyorum. Son üç yıldır ise yaz okulu gruplarına da bizzat eşlik ediyor, bu deneyimi öğrencilerimizle birlikte yaşıyorum. Ve her seferinde aynı şeye yeniden tanık oluyorum.

Çünkü bu programlar sadece İngilizce geliştirmekten ibaret değil. Yaz okuluna gelen bir öğrenci, her şeyden önce özgüven kazanıyor. Hiç tanımadığı insanlarla iletişim kurmayı, birlikte yaşamayı ve kendi ayakları üzerinde durmayı öğreniyor. Burada küçük bir anımı paylaşmadan geçemeyeceğim…

Bir sabah kahvaltıda öğrencilerimizden biri bana dönüp, “Hayatımda ilk defa yumurta soydum.” dedi. 😊 Elbette mesele yumurta soymak değildi. Asıl mesele, kendi başına yapabileceğini fark etmesiydi. Belki evde annesi ya da babası onun yerine yapıyordu ve hiç ihtiyaç duymamıştı. Ama o sabah, küçücük görünen o anın içinde aslında çok büyük bir farkındalık vardı. İşte yaz okullarında en çok sevdiğim şeylerden biri de bu. Öğrenciler sadece İngilizce öğrenmiyor. Kendilerini keşfediyorlar. Aynı zamanda farklı ülkelerden ve kültürlerden gelen yaşıtlarıyla tanışıyor, onların hayatlarını dinliyor, kendi kültürlerini anlatıyor ve aslında dünyanın ne kadar büyük ama bir o kadar da ortak olduğunu fark ediyorlar.

Belki iki haftalık bir kamp kulağa çok uzun gelmeyebilir. Ama bazen bir insanın bakış açısını değiştirmek için iki hafta fazlasıyla yeterli oluyor. Dönüş uçağında öğrencilerimizin bavullarında sadece kıyafetleri olmayacak. Yeni arkadaşlıklar…

İlk kez kendi başlarına başarabildikleri şeyler…

Unutamayacakları anılar…

Belki de yıllarca görüşmeye devam edecekleri dostluklar…

Hepsi onlarla birlikte Türkiye’ye dönecek.

Bana sorarsanız, yaz okullarının en büyük kazancı İngilizce değil. İngilizce elbette gelişiyor. Ama asıl gelişen şey; öğrencilerin cesaretleri, özgüvenleri ve dünyaya bakış açıları oluyor. Sanırım her yıl aynı heyecanla yeni bir yaz okulu grubu oluşturup yeniden yollara düşmemizin sebebi de tam olarak bu.

Biz burada kampımızın son günlerini yaşıyoruz. Hatta daha şimdiden öğrencilerimizle seneye hangi yaz okuluna gideceğimizi konuşmaya başladık bile. 😊 Belki siz bu satırları okurken biz çoktan Türkiye’ye dönmüş olacağız. Ama eminim ki Oxford’dan dönen her öğrencimizin valizinde, bavuluna sığmayacak kadar güzel anılar olacak.

Sevgiyle kalın.

PAYLAŞ