Writer: NYX Magazine
Date: 29/09/2026
Summer 2027, Burberry’nin özüne en çok dokunan koleksiyonu sunuyor. Kreatif Direktör Daniel Lee bu
yaklaşımı “Temellere, yani içgüdüsel, hissedilen ve gerçek olan bir şeye dönüş,” sözleriyle özetliyor.
Koleksiyonun ruhunu biçimlendiren isim ise 1960 ve 70’lerin görsel dilini yönlendiren İngiliz tekstil sanatçısı
Celia Birtwell. Burberry’nin alışılagelmiş keskin ve grafiksel tarzı, Birtwell’in çizimleriyle neşeli bir boyut
kazanıyor. Sanatçının dokunuşuyla markanın ikonik checki önce pötikareye, ardından sade çizgilere dönüşüyor;
yüz ve çiçek motifleri geleneksel kalıpları yıkıyor. Bu iş birliği; kusursuz bir güzellikten ziyade, deneysel ve sıra
dışı bir etkileşime dayanıyor.
Lee’nin belirttiği gibi, kumaştaki çizgilerde ve checklerde insan elinin sıcaklığı doğrudan hissediliyor. Yıkanmış
ipek ve pamuklular kadın giyimine yaşanmış, sevilmiş bir his katarken; erkek giyimindeki daha kısa ve rahat
kesimler zahmetsiz bir şıklık sunuyor. Binicilik temasından ilham alan Derby ayakkabılar el yapımı çiçeklerle
detaylandırılırken, Sloane çanta dokuma derisiyle dokunsal bir his veriyor. Bir tişörtün sadeliği ve köşeli formu
etrafında kurulan bu gardırop, günlük giyime zahmetsiz bir zarafet getiriyor.
Tasarım felsefesinde aşırı ütülü veya yapay bir kusursuzluk yok. Aksine, bir kıyafete sahip olmanın ve onunla
yaşamanın getirdiği kasıtlı bir kusurluluk hakim. Yalın çizgiler işçiliğin zenginliğini öne çıkarırken; hafif
kumaşlar, nakışlar ile kemer ve apolet gibi göz aldanması yaratan trençkot detaylarına zemin hazırlıyor. Hacimli
parçalar bile hafif yapıları sayesinde hiçbir zaman ağırlık hissettirmiyor.
Renk paletini Birtwell’in canlı baskılarıyla renklendiren koleksiyon, duruşuyla her zamankinden daha karakter
sahibi. Bu neşeli yaklaşım model seçimine de yansıyor; tek tip bir görünüm yerine herkesin kendi bireyselliğini
öne çıkarmak hedefleniyor.
London University of the Arts’a bağlı Chelsea College of Arts’ta sergilenen defilenin dekoru da bu anlayışla sade
bırakılmış. Bu sadelik sayesinde kıyafetler mükemmel değil, insani ve ruhu olan bir his bırakıyor. Rastgele
yerleştirilmiş ahşap banklar ve David Bowie’nin kırk yıllık müzik arşivinden seçilen şarkılar mekâna sıcaklık
katıyor. Tıpkı Lee’nin ifade ettiği gibi, kontrolün ortasında yükselen bu içgüdüsel his, deneysel olanın içindeki
insani yönü en iyi şekilde yansıtıyor.