Writer: NYX Magazine
Date: 21/01/2026
Son yıllarda çocuklarda uzamış öksürük, hırıltılı solunum ve tekrarlayan solunum yolu şikâyetlerinin arkasında daha önce gözden kaçan bir etken dikkat çekiyor: Bocavirüs (Human Bocavirus – HBoV). Tanı yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte özellikle kış sonu ve ilkbahar başında çocuk polikliniklerine başvuran birçok vakanın bu virüsle ilişkili olduğu daha net görülüyor. Batıgöz Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fikret İşbilir, Bocavirüs’ün çoğu zaman farklı viral enfeksiyonlarla karıştırıldığını ve bu nedenle geç fark edilebildiğini belirtiyor.
Bocavirüs, Parvoviridae ailesine ait DNA yapılı bir virüs. Onu benzerlerinden ayıran en önemli özellik, yalnızca burun akıntısı ve hafif öksürükle sınırlı kalmayıp alt solunum yollarına yerleşme eğiliminin yüksek olması. Klinik pratikte sıkça “akut hışıltılı çocuk” tablosuyla karşılaşıldığını belirten Dr. İşbilir, nefes alıp verirken duyulan ıslık benzeri seslerin bocavirüs enfeksiyonlarında önemli bir bulgu olabileceğini söylüyor. Virüs, bazı çocuklarda astım benzeri atakları tetikleyebilirken, zatürreye kadar ilerleyebilen daha ciddi tablolara da zemin hazırlayabiliyor.
Bocavirüs belirtileri, RSV, grip ya da adenovirüs gibi diğer viral enfeksiyonlarla büyük ölçüde benzerlik gösterdiği için aileler açısından kafa karıştırıcı olabiliyor. Ancak özellikle ateşin 3–4 günden uzun sürmesi, öksürüğün giderek artması, çocuğun beslenme isteğinin azalması ve halsizliğin belirginleşmesi dikkat edilmesi gereken uyarı işaretleri arasında yer alıyor. Dr. İşbilir, “‘Nasıl olsa viraldir geçer’ düşüncesiyle belirtilerin göz ardı edilmesi bazı durumlarda riski artırabilir. Bu noktada hekim değerlendirmesi şarttır” diyerek aileleri uyarıyor.
Bocavirüs çoğu sağlıklı çocukta hafif ve kendiliğinden iyileşen bir tablo oluşturabiliyor. Ancak prematüre bebekler, kronik akciğer hastalığı olan çocuklar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde enfeksiyon daha ağır ve uzun seyredebilir. Bu gruplarda hastane takibi ve daha yakın izlem gerekebilir.
Bocavirüsün klinik muayene ile diğer solunum yolu virüslerinden ayırt edilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Dr. İşbilir, kesin tanıda Solunum Paneli PCR testlerinin altın standart olduğunu ifade ediyor. Burun sürüntüsü ile yapılan bu testler sayesinde hangi virüsün hastalığa neden olduğu ve hatta birden fazla virüsün birlikte enfeksiyon oluşturup oluşturmadığı tespit edilebiliyor. Doğru tanı, gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçilmesi açısından da büyük önem taşıyor.
Bocavirüs enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotiklerin yeri yok. Dr. İşbilir’e göre temel yaklaşım; ateş kontrolü, burun kanallarının serum fizyolojik ile açık tutulması, yeterli sıvı alımının sağlanması ve solunum sıkıntısı varsa destekleyici tedavilerin uygulanması. Hırıltı ve yoğun balgam varlığında, uygun vakalarda bronş genişletici ve nemlendirici uygulamalardan fayda görülebiliyor.
Bocavirüsün bazı alt tipleri, solunum bulgularına ek olarak ishal ve kusma gibi sindirim sistemi şikâyetlerine de yol açabiliyor. Bu durum ailelerde zehirlenme ya da farklı bir enfeksiyon şüphesi yaratabiliyor. Oysa bu tablo, virüsün sistemik etkisinin bir parçası. Bu dönemde probiyotik destekli beslenme ve bol sıvı alımı iyileşme sürecini destekliyor.
Bocavirüs, dış ortam koşullarına oldukça dirençli. Oyuncaklar, kapı kolları ve sık temas edilen yüzeylerde saatlerce canlı kalabiliyor. Bu nedenle el hijyeni, oyuncak temizliği ve ortam havalandırması, özellikle kreş ve okul ortamlarında bulaş zincirini kırmada kritik rol oynuyor.
Dr. Fikret İşbilir, “Çocukların yılda birkaç kez viral enfeksiyon geçirmesi bağışıklık sisteminin doğal bir parçasıdır. Ancak alt solunum yollarını tutma eğilimi olan virüslerde belirtileri hafife almamak gerekir. Erken dönemde doğru destek tedavisiyle risk büyük ölçüde azaltılabilir. Sağlıklı bir nefes, sağlıklı bir geleceğin temelidir” diyerek ebeveynlere çağrıda bulunuyor.