BozcaADA‘lı Olma Hali…

Writer: Songül Öztürk

Date: 28/11/2022

PAYLAŞ

İlk tatil fırsatınızı ülkemizin en güzel adalarından birinde; unutulmaz bir gezi ve biriktireceğiniz bir sürü ANI ile değerlendirmeye ne dersiniz?

Seyahat etmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi seviyorsanız “BOZCAADA” ilham kaynağınız olabilir.

Önce adayı keşfedin, özel bir tur ile gezin ya da kendinize göre bir rota oluşturun derim…

Adanın müdavimi olunca, ada yerlilerinden OLURSUNUZ, öyle hissedersiniz.

Bozcaada, güzel bir tatil adası olmasının yanı sıra sürekli yaşanabilecek bir coğrafyaya da sahip.

Ama burada değişmeyen, ilk aklınızda kalacak olan denizin soğuk, adanın her daim rüzgarlı olmasıdır.

Adanın kargaları da meşhur, bu kargalar şehirde gördüklerimizden biraz farklı. Biraz daha küçükler ve tiz sesleri var.

Oraya gidince gün boyu adanın farklı bir köşesinde manzaranın keyfini çıkarın, tek kelimeyle büyülü olan gün batımını da kaçırmayın… Rüzgar eşliğinde yürümek ve manzarayı seyretmek çok etkileyici…

Henüz Geyikli’den feribota binmeden ada havası ve hayatı sizi etkilemeye başlıyor. Feribot iskeleye yanaşırken solda sıralanmış küçük balıkçı kayıkları, sağda teknelerin yer aldığı marinası ve kalesi; karşınızda da ada manzarası ile sizi içine çekiyor…

Feribotun yanaştığı ada merkezi, adanın tek toplu yerleşim yeri. Ada, Rum ve Türk mahallesi olarak iki kısma ayrılıyor. Paylaşılan bilgilere göre; zamanında bir dere ile ayrılan mahalleler; Türk ve Rum nüfusunun yoğunlaştığı yerler olarak göze çarpıyor ve kendi kültürlerinden gelen mimari özellikleri barındırıyorlar.

Rum Mahallesi bakımlı evleri, güzel kapıları, bin bir çeşit çiçekleri ile çok dikkat çekici.

Sokakların birbirini dik kesmesi düzenli bir hava veriyor mahalleye. Mahallenin tam ortasında bir kilise ve saat kulesi yer alıyor. Bir zamanların kahveleri, meyhane ve tavernaları şimdi turistik restoran, kafe ve dükkan olarak hizmet veriyor.

Eski Rum evlerinin çoğu yazlık ev, pansiyon ve otel, bazıları da çeşitli şeyler satılan dükkanlar olarak kullanılıyor. Özellikle fotoğraf severler için ara sokaklar, bol bol vakit geçirilecek yerlerden.

Türk mahallesi ise; kıvrımlı sokakları, tek katlı taş ve ahşap cumbalı evleriyle, ufak meydanlarıyla belli ediyor kendini. Bu mahallede son yıllarda açılan pansiyon ve otellerin sayısında artış görülüyor. Restoranların çoğu da Türk mahallesinin liman bölümünde yer alıyor.

Ada merkezindeki tüm sokakları yürüyerek gezebilirsiniz. Sokaklar Arnavut kaldırımlı ve bolll görselli…

Merkez dışında herhangi bir toplu yerleşim yeri bulunmasa da sadece bağlar arasına kurulmuş bağ evlerine rastlanabiliyor. Bu evler de sahipleri tarafından daha çok yazlık ev olarak kullanılıyor.

Adada her bütçeye uygun konaklama ve restoran seçenekleri var.

Benim için ise adada konaklamak demek, hizmete girdiği tarihten itibaren, Bozca’ODA demektir. Burada kendimi hep özel ve evimde hissetmişimdir. Rum mahallesinde yer alan otel konumu itibari ile de mükemmel bana göre… Odaları, kahvaltısı, misafirleri ve tabii ki sahipleri ve çalışanlarıyla kendinizi özel hissetmeniz için her şey düşünülmüş.

Konaklama için ayrıca; Türk mahallesinde Panaroma, Alesta Otel, Rum mahallesi için de; Rengigül Konukevi, Sakinbozcaada, Khalkedon gibi birçok adres verebilirim.

Adada YÜZMEK İÇİN, Ayazma Plajı en yoğun yerlerin başında geliyor.

Burası genel olarak Ada ziyaretçilerinin tercih ettiği bir plaj. Habbele ve Akvaryum da yüzmek için adada ki güzel yerlerden… Ayrıca Bozcaada, yat limanından da denize girilebilen nadir yerlerden.

Ada suları çok temiz ve berrak; bir şnorkel ve gözlükle yüzmek de zevkli olacaktır. Meraklısı için notum herhangi bir dalış okulu bulunmuyor.

Adada yapılabilecek aktivitelerden biri de adanın en batı ucundaki rüzgar güllerini ziyaret etmek.

Bir ada şarabı eşliğinde gün batımını buradan seyretmek adeta bir gelenek olmuş. Öyle ki özel günbatımı sepetleri hazırlayan yerler bile var. Özellikle dolunay zamanı tam görsel bir şölen yaşanıyor. Yaz dönemi boyunca her gün günbatımı saatine doğru merkezden kalkan minibüsler tüm adayı dolaştırdıktan sonra güneş batana kadar burada mola veriyor. Kendi aracı olmayanlar bu fırsatı kaçırmamalı.

Ada’nın en yüksek noktası Göztepe’ye çıkın. Tepeye çıkan yol oldukça dar ve dik, araçla çıkarken dikkatli olmakta yarar var. En üst noktasında bir rasyolink istasyonu bulunan tepe, gün batımını izlemek için en iyi noktalardan biri. Bir tarafta güneş batarken diğer tarafta ayın doğuşunu seyrederken bu güzel manzaranın keyfini doya doya çıkarın.

Feribotla adaya yaklaşırken ilk dikkati çeken adanın heybetli oluyor. Küçük bir kasaba havasındaki merkezin çok büyük bir kalesi var. Kale içi şimdi neredeyse bomboş. Sadece festival zamanlarında verilen konserlerle hareketleniyor. Bozcaada Kalesi’nin en üstteki surlarına çıkabilirsiniz burada da manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

Bozcaada’daki Rum Ortodoks cemaate ait, ibadete açık olan tek yer Meryem Ana Kilisesidir. Rum mahallesinin tam ortasına konumlanmış. Giriş kapısında 1869 tarihi okunan kilisenin, ilk yapılış tarihinin Venedikliler zamanına kadar uzandığı düşünülüyor. Ayazma Plajı yakınlarında bulunan Ayazma Manastırı da çevresi ağaçlarla çevrili bir restoran ve kafesi olan hoş bir atmosfere sahip. Adada Köprülü Mehmet Paşa Camii ve Bozcaada Alaybey Camii olmak üzere iki de camii mevcut.

Çok gezdiniz karnınız acıktı ya da alış veriş yapacaksanız Kasaba Çarşı da içinde birçok güzel dükkan ve yemek yiyip, bir şeyler içeceğiniz yerler mevcut olan bir mekan.

Adada yaşayan cam sanatçısı Zeynep Aksu‘ya ait Rum mahallesindeki dükkanından hediyelik ya da kendiniz için çok güzel şeyler alabilirsiniz. Düzenlediği cam atölyelerine de katılabilirsiniz.

Adada sadece yazın kurulan kitap fuarı da yeni yerinde; yine kale arkasında. Burada da birçok kitabı bulabilirsiniz. Ayrıca Türk mahallesindeki Bozcaada Kitapçısı’nda da ikinci el dahil çok iyi kitaplara rastlarsınız.

Salhane’de, barından içki içip iskelesinden de denizegirebilirsiniz. Mutlaka uğrayın.
Adadaki MÜZE bireysel girişimlerle, M. Hakan Gürüney tarafından kurulmuş olan ve adanın belleğini oluşturmuş. Müze mağazasından kitap, katalog, kartpostal, antik dönem replika, Tenedos sikkelerinden yapılmış kolye, küpe, yüzük, seramik kupalar gibi adayla ilgili hatıralık eşyalar alabilirsiniz.

Adaya ulaşım arabalı vapur ile sağlanıyor. Bozcaada’da taksi hizmeti de mevcut. Yaz döneminde arabası olmayanlar için özel ada turları da düzenliyor taksiler. Adada toplu taşıma sadece Ayazma Plajı’na giden minibüslerle sağlanıyor. Adanın her köşesini keşfetmek isterseniz, kendi aracınızla gelmenizi tavsiye ederim…

Sağlık hizmeti için, bir sağlık ocağı ve eczane bulunuyor. Unutmayın, eczane her gün geç saatlere kadar açık. Adada bir tane banka şubesi var. Ayrıca bazı bankaların ATM’leri bulunuyor.


Bozcaada’da 2008 Temmuz ayından itibaren alışverişlerde naylon poşet kullanımı durduruldu.
Siz de alışverişlerinizde kendi filenizi, bez torbanızı taşıyarak bu gelişmeye destek olabilirsiniz!
Ada mutfağında deniz ürünleri, kırmızı et, yabani otlar ve zeytinyağı kullanılan başlıca malzemeler.

Baharın gelmesiyle ortaya çıkan Ada’ya ait yerel otlar, çiçekler var. Otlar zeytinyağlı yemek, salata ya da börek içi malzemesi olarak kullanılıyor.

Kalamar ve ahtapot ada mutfağında bolca kullanılan deniz ürünleri. Restoranların çoğunda kalamar kokoreç, kalamar dolma, kömürde ahtapot ızgara gibi farklı tariflerini yemeniz mümkün.

Bağlar ilk yeşermeye başladığında toplanan körpe asma yaprakları salamura yapılarak bütün yıl kullanılıyor. Sardalya balığı da asma yaprağına sarılarak ızgarada pişiriliyor. Domates ve incir reçeli Rumların mutlaka kahve yanında verdikleri tatlılar. Adanın karadutu iri ve değişik bir tür. Yine Rumlardan kalma karadut reçeli adaya özgü tatlardan.

Adanın konumu itibarıyla hem Karadeniz hem Marmara hem de Ege balıklarını bulmak mümkün.
Ada balıkçıları daha çok küçük tekne ve kayıklarla balıkçılık yapıyor.
Sinarit, mercan, karagöz, uskumru, sardalya, çupra, levrek, kupa, sarpa adaya özgü balıklar. Kalamar ve ahtapot ise ada sularında bol bol bulunuyor.

Bağbozumu 2022 yılında 14 Ağustos- 8 Eylül tarihleri arasında her gün 10.00 – 18.00 ar asında iki saatte bir düzenlenen turlar 1,5 saat süreyle gerçekleştirildi. Hediye olarak verilen hasır sepetlerle, adalı ressam Cemil Onay’ın boyadığı römorklara merkezden binerek, klarnet ve darbuka eşliğinde bağlara gidiliyor. Her turda başka bir bağcının bağı seçiliyor. Bağdaki üzüm türleri ve nasıl toplanacağı ile ilgili bilgi aldıktan sonra verilen makaslarla sepetler dolduruluyor ve doldurduğunuz üzümleriniz sizin oluyor. Bu turlar yine merkezde son buluyor.

Bağcılık ve şarapçılık, 3000 yıllık birikimiyle adanın geçmişten günümüze ulaşan mirası. Kuzey rüzgarları adada bağcılık için ideal atmosferi oluşturmuş. Bağcılık ve şarapçılık ada için önemli bir gelir kaynağı. Bağlar yılın 12 ayı özenle bakım gerektiriyor. İyi şaraba giden yol iyi üzümden geçiyor.

Adaya özgü dört üzüm türü bulunuyor. Kırmızı olarak Kuntra ve Karalahna, beyaz olarak Çavuş ve Vasilaki. Daha çok sofralık olarak kullanılan Çavuş üzümü, Bozcaada’da en lezzetli örneklerini veriyor.

Son yıllarda yetiştirilmeye başlayan Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah gibi yabancı uyruklu üzüm çeşitlerinin de adanın coğrafi yapısına uyum sağladıkları görülüyor.

Adada geleneksel bağcılığın dışında son yıllarda telli ve yüksek sistem bağcılık da yapılıyor. Ada bağlarında sulama yapılmıyor ve organik bağcılığa çok yakın bir düzeyde koruma uygulanıyor.
Bozcaada’da Ağustos ayında beyaz üzümlerle başlayan bağbozumu, Eylül sonuna kadar sürüyor. Bağbozumu her sene Eylül ayının ilk haftası düzenlenen bir festivalle kutlanıyor.

Ada halkının yüzyıllardan beri bağcılık yaptığı biliniyor. Üzümün yetiştiği yerde de şarapçılık da gelişme göstermekte.

Bozcaada’nın şarap fabrikaları, şarapçılık geleneğinin çok eski yıllara dayandığı adanın vazgeçilmez yapıları. Adanın en eski 3 şarap üreticisinin fabrikaları ada merkezinde yer alıyor. Son yıllarda açılan 3 fabrika ise merkez dışında bulunuyor. Talay, Corvus ve Amadeus yaz sezonu boyunca talebe göre fabrikalarında turlar düzenliyorlar. Bu turlarda fabrikayı gezerek şarap yapımı ile ilgili detaylı bilgiler edinilebilir. Merkez dışında yer alan Amadeus, Corvus ve Gülerada’nın fabrikalarının içinde tadım yapabileceğiniz ‘ Wine Bar”ları da bulunuyor.

Bozcaada’da yapılacaklar ve yapılanlar kişinin özelinde bazı ayrıcalıklar gösterse de genelde olmazsa olmazlardır.

Ben; BozcaODA ‘da konaklamadan, Rum mahallesi sokaklarında gezmeden, Ayazma Plajı’nda denize girmeden, feribot ile adaya varınca iskelenin karşısında Zuhal Hanım’a merhaba demeden ve tezgahına uğramadan, Bozcaada’nın şaraplarından içmeden, (Şarap, Corvo, Salhane, Kedi, Talay) Bit Bozcaada’ya uğrayıp Duygu Hanım’ı ve tasarımlarını görmeden, Masal’a uğrayıp Nilgün Hanım ve eşi ile sohbet edip, şahane eserlerini görmeden, (adaya gelip de Masal‘ın önündeki masada oturup fotoğraf çektirmeyen ve bilmeyen de gerçekten yoktur ☺) Çınaraltı’nda kahve veya sıcak bir çay içmeden, hemen her gün Aki’ye uğrayıp bir şeyler alıp Hakan Bey’i görmeden, Çarşamba günleri merkezde kurulan pazarı gezmeden, her gün Adanın belli başlı adreslerinde bir şeyler yiyip içmeden…
Ada’dan ayrılamam ☺

Ve her gidişte olmasa da; ADA’ya gelmişken aşağıdaki saydığım aktivitelerden de yapılırsa şahane bir zaman dilimi yaşarsınız. Bir kez gün batımına gitmeden, Polente de fotoğraf çekmeden, bağ bozumuna katılmadan, Kale’ye girip gezmeden, İnvino, Asmaaltı, Yakamoz, Kasaba, Yalova, Maya, Ayazma Plajı’daki Vahit’in Yeri’nden seçeceğiniz birkaçından bir şeyler yemeden, Shelter, Vasil, Petit Cafe, Uğurlu Dükkan, Eski Kah ve adreslerinden birinden bir şeyler içmeden, dönmeyin…

Adanın şaraplarından ve şarap takılarından, sevenler için sakızlı bademli kurabiye, birkaç kavanoz domates reçeli (özellikle Rum Mahallesindeki marketten olanı), ada otları, sabun çeşitleri (özellikle şaraplı olanı), Aki’den, Bit Bozcaada’dan, Masal’dan ve Reyhan Seramik’ten hediyelikler almadan, BOZCAADA’dan ayrılmayın.

Ama bunlardan yapmadıklarınız, yapamadıklarınız olursa zaten adaya tekrar gelmeyi isteyecek, adanın müdavimi olacaksınız:)))

“Tanrı Bozcaada’yı insanlar uzun ömürlü olsun diye yaratmış”
Heredot’un dediği gibi bunu öğrenmenin, yaşamanın tek yolu.
İlk fırsatta Ada’ya gidip orada yaşayacağınız tüm anlarla siz de ÖMRÜNÜZÜ UZATIN…

PAYLAŞ