Dijital Dünyanın Işıltılı Influencer’ından: Tabuları Yıkan Bir Hikaye

Writer: Nurgül Eryıldır Günay

Date: 25/05/2026

PAYLAŞ

Merve Öztürk: Influencer / Dijital İçerik Üreticisi

Röportaj: Nurgül Eryıldır Günay / [email protected]

Bazen hayat, en çok saklanan hikayeleri görünür kılmaya başladığında gerçek anlamını bulur. Merve Öztürk için de son dönem tam olarak böyle bir dönüşümün eşiği. Yıllardır sosyal medyada estetik, ilham ve güçlü bir kadın imajı yaratan Merve; şimdi bambaşka bir yerden, çok daha derin ve çok daha gerçek bir hikayeyle karşımızda.

Pre menopoz… Çoğu kadının fısıltıyla konuştuğu, hatta çoğu zaman hiç konuşmadığı bir dönem. O ise bu süreci saklamak yerine paylaşmayı, filtrelemek yerine olduğu gibi göstermeyi seçiyor. Bedenindeki değişimleri, hormonlarının yarattığı dalgalanmaları ve tüm bunların ruhunda açtığı yeni alanları takipçileriyle paylaşıyor. Çünkü onun için bu sadece kişisel bir yolculuk değil; aynı zamanda başka kadınların da yalnız olmadığını hissettiren bir bağ kurma biçimi.

Ama bu hikayenin bir de görünmeyen diğer yüzü var: Sürekli üretmek zorunda olunan bir dijital dünya, kusursuzluk beklentisi ve “iyi görünme” baskısı. Merve, influencer kimliği ile kendi gerçekliği arasındaki dengeyi yeniden kurarken, aslında hepimize daha sahici bir alan açıyor.

Merve Öztürk ile bu röportajda, hem bir kadının dönüşümüne hem de ekranın arkasındaki gerçek influencer hayatına yakından bakıyoruz.

Sosyal medyada güçlü, enerjik ve ilham veren bir profil çiziyorsun. Peki premenopoz sürecine girdiğini fark ettiğin an, iç dünyanda neler değişti?

Açıkçası ilk başta ne olduğunu hemen anlayamadım. Hayata karşı bir isteksizlik, içsel bir çöküş ve kendime yabancılaşma hissi vardı. O zamana kadar tüp bebek sürecinde 4 defa hormon aldığım için, bu süreçte almam gereken hormon tedavisini uzun süre reddettim. Hayatımın baharındaydım, 42 yaş düşünebiliyor musunuz? Ama bu kararımın bedelini hem fiziksel hem ruhsal olarak ağır ödedim. İçimdeki o enerjik, üretken kadın gitmiş gibiydi.

Bu dönemde bedeninde ve ruh halinde yaşadığın değişimler, kendinle olan ilişkini nasıl dönüştürdü? Aynaya baktığında bugün ne görüyorsun?

Bu süreç bana bedenimi dinlemeyi ve onunla savaşmak yerine yanında olmayı öğretti. Kemik erimesi, vücudumdaki hızlı değişimler, hayattan keyif alamama derken aslında görmezden geldiğim şeyin ne kadar ciddi olduğunu fark ettim.

Tedaviye başladıktan sadece 13 gün sonra gerçekten bir patlama yaşadım. Kullandığım o minicik jel bana ve ruhuma çok iyi gelmişti. Sonunda normal bir insan olabildim ve bugün aynaya baktığımda daha bilinçli, bedenini anlayan ve kendine daha şefkatli yaklaşan bir kadın görüyorum.

Premenopoz gibi çoğu kadının konuşmaktan çekindiği bir süreci bu kadar açık paylaşmaya seni iten neydi? İlk paylaşımı yaparken tereddüt ettin mi?

Evet, başta tereddüt ettim çünkü bu neredeyse hiç konuşulmayan bir konuydu. Ama 12-13 yıl önce tüp bebek sürecini anlatmaya başladığımda da böyleydi. Bu konu hakkında konuştuğumda aldığım geri dönüşler inanılmazdı. Yaşadıklarımın sadece bana ait olmadığını fark ettiğim an konuşmak istedim. Hatta bu konuda araştırma yaparken hastalarına her gün hormon tedavisi yazan bir doktorun bile premenopoza girdiğini fark etmemesi beni çok etkiledi. Paylaştıkça o kadar çok kadından mesaj aldım ki… Kendini depresyonda sanan, yalnız olduğunu düşünen kadınlar vardı. Bu da aramızda çok gerçek, çok güçlü bir bağ oluşturdu. O yüzden iyi ki konuşmuşum diyorum.

Influencer olarak sürekli üretmek, iyi görünmek ve aktif kalmak gibi bir baskı var. Bu süreçte içerik üretmek senin için zorlaştı mı yoksa daha gerçek bir yere mi evrildi?

Bu süreçte içerik üretmek bir dönem gerçekten zorlaştı çünkü ben iyi değilken “iyiymiş gibi” görünmek beni daha da yordu. Ama tedaviye başladıktan sonra her şey çok daha gerçek bir yere evrildi. Artık kusursuz görünmeye çalışmak yerine, gerçekten ne yaşıyorsam onu paylaşmanın hem bana hem de takipçilerime daha iyi geldiğini gördüm. Bu da içeriklerimi daha samimi ve doğal hale getirdi.

Günlük hayatında içerik üretim sürecin nasıl ilerliyor?

Genelde içeriklerim çok doğal yaşadıklarımdan doğuyor. Gün içinde beni etkileyen bir duygu, bir farkındalık ya da bir mesaj… önce onu gerçekten içimde netleştiriyorum. Sonra bunu en sade ve en gerçek haliyle nasıl anlatabilirim diye düşünüyorum. Çekim kısmı çoğu zaman spontan gelişiyor çünkü doğallığı kaybetmek istemiyorum.

Takipçilerin hep son halini görüyor ama kamera arkasında neler oluyor?

Kamera arkasında herkes gibi inişli çıkışlı bir hayat var. Bazen enerjim yüksek, bazen düşük. Ama artık kendime daha dürüstüm ve iyi olmadığım günlerde zorlamıyorum. Bu da beni daha özgür hissettiriyor.

Bu süreci paylaştıktan sonra takipçilerinle kurduğun bağda bir değişiklik oldu mu?

Bağımız çok derinleşti. Kadınların yalnız olmadıklarını fark etmeleri ve teşekkür etmeleri çok kıymetliydi. Birçok kişi bunu psikolojik sanıp aksiyon almıyor. Bu yüzden farkındalık yaratmak benim için çok önemli.

Seninle benzer süreci yaşayan kadınlara tek cümleyle ne söylemek istersin?

Kendinizi dinlemekten ve gerçeğinizi paylaşmaktan korkmayın; çünkü en güçlü bağ, en kusursuz halinizle değil, en gerçek halinizle kurulur.

PAYLAŞ