Kasım…

Writer: Naşide Sağlam

Date: 30/11/2020

PAYLAŞ

Doğaya baktı çıplak göz ve dedi ki:

Sonbaharla kışın savaşında teslim ayıdır Kasım.

Vedadır… Hüzündür… Hazandır…

Artık bu şekilde devam edemeyeceğini anlayıp, vedaya hazırlanan sevgilidir.

Usul usul yenikliğini ilan eden sarı ağaçlardır.

Dalların arasında ışıldayan güneş, halen sıcaklığını hissettirse de; üşüyen yapraklardır.

Avcıların göz hakkına giren unutulmuş meyvelerdir.

Günlerce yağan yağmurun dinmesini beklerken, güneşli günleri özlemektir.

Çamurlu yollarda yürürken uzaktan gelen hızar sesine kulak kesilip, kışa son hazırlığın yapıldığını bilmektir.

Yağmurda ıslanırken ” kıştan iyidir” deyip avunmaktır.

Akşam, erken inerken; sabahına uyandığında, günün aydınlığını görme umududur.

Yürek, ışığını verdi göze…

Ve göz dedi ki: Gitmeyi istememektir sonbahar…

Gitsen de direnmenin adıdır kasım…

Kasım, sessizce var olmanın mücadelesidir…

Bedenin üşürken ruhunun sevgiyle yoğrulmasıdır.

Yaprakların sarılığı, yenikliğin ilanı değil, var olmanın değişen rengidir.

Bağda gezerken bulduğun dalındaki üzüm tanesinin, “halen varım” demesidir.

İlkbaharın son açan çiçeklerinin, sonbaharın son meyvelerine dönüştüğü narla ayvanın,” Ohh soğuğu da yedim, tam oldum ‘ dediği gururlarıdır.

“Hiçbir şey bulamazsan da beni görürsün “diyen aluç meyvesinin ağaçlarda sarı sarı gülümsemesidir.

Sıcak havayı hissettiğinde ortaya tekrar çıkan çekirgenin sevinçli sıçrayışı, kertenkelenin memnun memnun güneşlenmesidir.

Yağmurlu günlere sitem etmeden, ardından açan güneşi görünce yuvalarından çıkan karıncaların, kaldıkları yerden çabalarına devam etmesidir. O güne kendilerini hazırlayan kanatlı karıncaların, uçma telaşıdır.

Yuvalarını terk etmeyen kuşların, umarsızca anı yaşamalarıdır.

Yuvalarına girmemekte direnen yılanlardan birine denk gelme ihtimalidir.

“Acaba bulur muyum” diye ağaçtan düşen cevizleri ararken; aynı arayışta olan sincapla rastlaşmanin tatlı şaşkınlığıdır.

“12 Kasım’da dalından koparıp incir yedim” diye not düşmektir.

Yeşilden sarıya, kırmızıya dönen ağaçların arasında gezinirken; yapraklardan düşen yağmur taneleriyle mutlu mutlu yüzünü yıkamaktır.

Günlerce yağan yağmurdan sonra, gökyüzünü masmavi yapan güneşi, her zamankinden daha çok sevmektir.

Kasımda:

“Farkında olursan çok şey görürsün” hassasiyetiyle doğayı adımlarken, her güzelliğin ayrı bir dokunuşu olur ruhunda… Görmek istersen.

Gitmeyenlerin, her şeye rağmen var olanların melodisi çalınır kulağına… Dinlemek istersen.

Savaşın gürültüsü değil direnmenin huzuru okşar yüreğini… Hissetmek istersen.

Ağaçların, dalların, yaprakların ne dediğini anlarsın… Duymak istersen.

Kasımpatıyı koklarken duyduğun gibi:

“Herkes papatya gibi ilkbaharda açacak değil ya, benim gibi baharın sonunda açmak da var… Yağmur yağdığında büyümek, soğuk vurduğunda direnmek, güneş açtığında güzelleşmek var…”

PAYLAŞ