Koleksiyon Yapmak Yeniden Doğmak Gibi

Writer: Nurgül Eryıldır Günay

Date: 02/07/2021

PAYLAŞ

ÖZLEM SÜER / Moda Tasarımcısı

Röportaj: Nurgül Eryıldır Günay / nurgül.eryildir@nyxmag.com – Burçin Yaşar Üner / burcin.uner@nyxmag.com

Özlem Süer, tasarımları dünya moda otoritelerince Avant-Garde, Neo-Romantik, Deneysel, Kavramsal ve disiplinler arası olarak tanımlanan çok yönlü bir tasarımcı. 30 yıllık moda ve tasarım serüveninde, her sezon farklı öykülerden esinlenerek yarattığı eşsiz koleksiyonların yanı sıra, farklı disiplinleri kavramsal bakış açısı ile sentezlediği sanat enstalasyonları ile de dünya genelinde solo ve karma performanslar gerçekleştiren Süer ile yaptığı çalışmalar ve ilham veren öyküsünü konuştuk.

Moda dünyasına nasıl adım attınız, Özlem Süer’in tasarım ve marka yolculuğunu anlatır mısınız?

Yolculuğuma çocukken başladım. Annemle babam hikayeleri okurken her zaman karakterlerin kıyafetlerini hayal ettim. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü’nden lisans, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nden Yüksek Lisans ve Doktora derecesi aldım. Ardından kendi markamı yarattım.

Tasarımlarım dünya moda otoritelerince Avant-Garde, Neo-Romantik, Deneysel, Kavramsal ve disiplinler arası olarak tanımlanıyor. 30 yıllık moda ve tasarım serüveninde, her sezon farklı öykülerden esinlenerek yarattığım koleksiyonların yanı sıra farklı disiplinleri kavramsal bakış açısı ile sentezlediğim sanat enstalasyonları ile de dünya genelinde solo veya karma performanslar gerçekleştiriyorum.

Özlem Süer Moda Markasına ait çeşitli koleksiyonları 2003 yılında bu yana Düsseldorf, Tokyo, Londra, Milano, Moskova, Paris ve Berlin gibi dünya moda merkezlerinde performans ve şovlarda sergiledim. Özlem Süer Moda Markası şu anda, Orta Doğu’daki 38 satış noktası ile 30’dan fazla ülkede 150’ye yakın seçkin butik ve mağazada hayranları ve takipçileri ile buluşuyor.

Dünyanın pek çok moda merkezinde katıldığınız defileler ve etkinliklerde tasarımlarınız büyük beğeni topluyor. Geçen yıl da meslekte 30. yılınızı kutladınız. Sizce nasıl geçti bu 30 yıl? Tam da hayalini kurduğum gibi diyebilir misiniz?

Çok güzel, çok anlamlı bir 30 yıldı. Başlangıcından bugüne kadar her gün aynı enerjiyle kalkıp aynı enerjiyle yeni zamanlara açıldığım bir dönemdi. Koleksiyon yapmak yeniden doğmak gibi. Yılda yaklaşık 4 ana koleksiyon ve onun aralarında da kapsüllerle yaklaşık bine yakın tasarım hayata geçiriyorum. Dolayısıyla her koleksiyonun öyküsü, her kostümün kendine ait kimliği beni çok dinamik tutuyor. 30 yılın nasıl geçtiğini bile anlayamadım. Benim için keyifliydi. İyi ki moda tasarımı hayatımda var, iyi ki yaşantımı onunla sürdürüyorum.

Her sezon farklı öykülerden esinlendiğinizi biliyoruz. Geçtiğimiz ay gerçekleşen Fashion Week İstanbul’da sunduğunuz Gök Kubbe koleksiyonunun öyküsünü sizden dinleyebilir miyiz? Bu koleksiyonu oluştururken nelerden ilham aldınız?

Gök Kubbe Koleksiyonumuzun öyküsünü “Zamansız ve belki tüm zamanların güzel enerjisiyle masalsı bir algoritmanın eseri” olarak özetleyebilirim. Yaşadığımız dünyanın değişmesi yeni bir hissedişin yolunu açıyor. Bu yeni hissediş seçici ihtişamlı bir görsel şölen yaratıyor. Tüm bunlar Gök Kubbe Koleksiyonumuzda birleşti. Farklı coğrafyalara ait kadın öykülerinden ilham alarak oluşturduğumuz, her parçaya ayrı bir ruhla dokunduğu koleksiyonda dingin, bağlantı kuran ve kendi öyküsünü yaşam felsefesine dönüştürmüş bir kurguyu sunuyoruz.

Uzun yıllardır iki yıl sonrasının renk ve trendlerinin belirlendiği Dünya Renk ve Konsept Birliği INTERCOLOR’da Ümit Ünal ile birlikte Türkiye’yi temsil ediyorsunuz. Geleceğin trendlerini belirlemek çok heyecan verici olmalı. Bu çalışmalarda neleri dikkate alıyorsunuz?

Intercolor sosyolojik anlamda toplumsal hareketleri çok iyi analiz eden, bunu kendi içindeki davranış psikolojisi ve oradan renk kültürüne varana kadar büyük toplum bilim yaklaşımları içinde, antropolojik değerlerle harmanlayan ve inovasyonla yaşamdan kaçışlar ya da kavuşmalarla buluşturan, entelektüel bazı çok yüksek akademik bakabilen bir birlik. Yaklaşık 16 ülkenin katılımıyla gerçekleşiyor. Dolayısıyla da Türkiye’yi temsil ederken ilk yıllardaki heyecan ve yaklaşımlarımızı bugüne kadar taşıdık. Intercolordaki delegeler renk önerilerini ve seçimlerini etkileyen kavramları, yaşam tarzlarını ve ortamları sunuyorlar ve iki günlük tartışmanın sonucunda, ana eğilimler özetleniyor ve fikirlerin senteziyle renk aralığı belirleniyor.

Biraz da tasarım ve hizmet üssünüzden konuşalım istiyorum. Özlem Süer House nasıl bir yer, sizi farklı kılan ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

Bir tasarım üssü olarak öncelikle moda adına hazır giyimden davet kostümlerine, sahne kostümlerinden düğün törenlerine kadar birçok performansı, hayatın içindeki enerjiyi karşılayabileceğimiz bir yer. 650 metrekare içinde binlerce kıyafet var. Bahçemizdeki ağırlama tasarımı kavramını tüm mekana yayarak bahçemizden iç mekanın her noktasına dek en iyi şekilde alanı kullanmaya çalışıyoruz. Ve bizim için ağırlama tasarımının da bir dili var. Dünyanın dört bir yanından gelen konuklarımızı ağırlarken koleksiyonun tüm dokusunu mekana yaymaya ve mekanla kostümü ayrılmaz bir ikili gibi algılatmaya özen gösteriyoruz.

Pandemi hepimizin hayatında çok büyük değişiklikler yarattı. Ofis hayatı büyük ölçüde evlere taşındı, davetler, gece hayatı askıya alındı. Yeni normal hayatımızın koleksiyonlarınıza yansıması nasıl oldu? Yaz sezonunun renkleri, desenleri ve kilit parçaları neler olacak?

Tüketicilerin temel ihtiyaçlara yöneldiği, önceliklerin değiştiği, çevrimiçi alışverişin arttığı, iyilik halinin peşinde olunduğu, markaların kurumsal sosyal sorumluluk projelerine daha çok değer verdikleri, dijital platformların daha fazla kullanıldığı bir dönemin içindeyiz. Tüm bu nedenlerden ötürü tüketici ihtiyaçları değişti. Biz de iyilik hali arayışı ve sade yaşam mottosuyla O-DAY isimli yeni bir marka yarattık. Hassasiyetimizin arttığı pandemi döneminde yalın ve yavaşlayan zamanların öyküsünü tasarımlara yansıtmaya çalışıyoruz. Dijital ekosistem içinde gelişmeyi hedefleyen, kendini dünyaya açan O-D A Y, kullanıcıları ile duygusal bir ilişki kurarak yolculuğuna devam edecek bir marka.

O – D A Y tenimize ve ruhumuza dost bir koleksiyon. Yüzde 100 doğal elyaf, ipek, keten ve pamukla özel dokunmuş kumaşlardan oluşan koleksiyon, kullanım rahatlığı ile de dikkat çekiyor. Bağlama teknikleri ve minimum aksesuar kullanımı sayesinde koleksiyonun tüm parçaları, yaşamın tüm alanlarında bizimle olabilecek nitelikte…

O – DAY’in 2021 İlkbahar-Yaz Koleksiyonunda geleneklerden gelen detaylardaki minimal kesim dili (şalvar, kaftan gibi) çağdaş akımların karmasıyla kendine özel bir duruş yaratıyor. Koleksiyonda drape detaylı bluzlar, günlük yaşama konfor katacak çoklu kullanıma açık kombinasyonlar, yalın tek parça giysiler, asimetrik üstlerle keyifli bir kimlikle birleşen rahat formlu altlar yer alıyor. Koleksiyonun terapik renkleri dikkat çekerken, tasarımların nefes alan duygusu  O – DAY koleksiyonunu farklılaştırıyor. Ekru-taş ve ara tonlamalı doğadan nötr renkler koleksiyona damga vuruyor. Soğuk griler, petrol tonlamaları, marine koyu lacivert, aqua mavi, güneşin sıcak sarıları, portakal tonları, kırmızı, pembe, hardal, yeşil, mercan, kül ve pas tonları sayesinde koleksiyon mutlu ve parlak bir yaz paletine dönüşüyor.

Yaz sezonu aynı zamanda düğün sezonu. Özlem Süer White koleksiyonunda bu yaz gelin adaylarını nasıl görünümler bekliyor?

2021 yılı daha çok ritüelin gerçekleşeceği, daha çok alternatif gelinlikleri göreceğimiz bir yıl. Bu yıl daha çağdaş yaklaşımlarda strüktiv mimari ilhamlardan yalınlaşarak gelenler ile daha retro ve ihtişamlı gelinlikler göreceğiz: Contemporary Boho, retro, masalsı gelinler…

Koleksiyonumuzda farklı kol detaylı, Retro çan kollu veya büyük kabarık (puffy) kollu gelinlikler yer alıyor. Oyuncaklı ışıltılardan, pastel siluetlere, statement kollardan fiyonklara kadar pek çok ikonik trend hayatımızda olacak. Renk tonlarında ise beyaz saltanatını yer yer bebek pembesi, pudra ve mavi tonlarına bırakacak. Üst üste inci tonlamalarıyla hafif pastelsi yaklaşımlarla katlı tüller, çok özel inci tonlamalarıyla işcilikli, farklı sırt detayları ile uzanan kuyruk etkileri gelinleri ardından izlenmeye değer kılacak başka bir zarafet olarak ortaya çıkacak.

Ayrıca koleksiyonumuzda alışık olmadığımız sırt detaylarını düğmeler ve dev fiyonklarla sergiliyoruz. Her zamankinden daha uzun etekler özlenen ihtişama verilen bir selam gibi. Danteli de modern yorumlarıyla koleksiyonumuzda daha çok görüyoruz. Pelerin ve kaftan gibi extravaganza etkiler taşıyan gelinlik tamamlayıcıları da 2021 yılının karakteristik detaylarından. Kol ve omuz detaylarında olduğu gibi yaka ve boyunda da heykelsi, alışılmadık formlar zarafeti gözler önüne serecek. Tüm bu ihtişam ve karakteristiğe ek olarak süper şık ve yalın ikili takımlar ile nikah elbiseleri de yılın trendleri arasında kendine yer bulacak.

Size göre bir kadının gardırobunun vazgeçilmez parçaları neler olmalı?

Siyah ve beyaz etkisi, çok özel beyaz gömlekler, trikolar… Pantolon ve etekler kısmında da çok basic, her proporsiyonu karşılayacak çok özel parçalarla kombin olabilecek tasarımlar. Bir de pandemi döneminde gardroplarımızı çok yoğun ve yorgun tutmak yerine anlamlı ve değerli parçalara ayırmamız, tenimize dost tasarımlara yönelmemiz gerektiğini anladık. Çevreci bir yaklaşımla sürdürülebilir bakış açısında olunması gereken bir dünyada yaşadığımız için bizim de yaşamı yalınlaştırmamız, yavaşlamamız, giysilerimizle duygusal bağımızı güçlendirmemiz, bakımlarına vakit ayırmamız ve ömürlerini uzatmamız gerekiyor.

Pek çok kişinin ilham aldığı bir tasarımcı olarak, sizin ilham aldığınız, beğendiğiniz modacılar ya da sanatçılar var mı?

Martin Margiela ve Hermes. New York Times Margiela’dan, “modanın bulunması en zor figürü” olarak bahsediyor. Eric Wilson, Margiela’yla ilgili şunları yazmıştı: “İmaja muazzam değer veren, ulaşılabilir olmayı ziyadesiyle önemseyen bir endüstride, bu derece görünmez olabilmek bir

anomali.” Tasarımcıların yüceltildiği bir dönemde üretmesine rağmen, iletişim enstrümanı olarak anonim kalmayı tercih etmesi ilham kaynağım olmasının sebebi.

Modaya gönül vermiş genç yeteneklere tavsiyeleriniz neler olur?

Aslında tüm sohbetlerimde onları hep aklımın bir köşesinde tutarak soruları yanıtlıyorum dolayısıyla röportajımızın tümünde ilham alabilecekleri güzel bir yaşam öyküsü var. Çalışkanlığı ve kültürel birikimi çok önemsiyorum. Tüm bunların önünde iyi insan olmak değerleri olan toplumsal fayda odağını önemseyen bir birey olmak. Tasarımcı olarak sanat ve zanaat boyutunda varlık göstermek sürekliliği olan bir üretkenlikte olmakta son nokta diye düşünüyorum.

PAYLAŞ