Sanat Dünyasında Kadınların Varlığı

Writer: Fulden Karayel

Date: 22/12/2020

PAYLAŞ

Günümüzde pek çok kadın sanatçı her açıdan sanat dünyasıyla yakın ilişkide olmasına rağmen kendini sanatıyla tam da istediği gibi gösteremiyor. Müzelerde, galerilerde, koleksiyonlarda gördüklerinizin yüzde kaçı kadın sanatçıların eserlerinden oluşuyor hiç fark ettiniz mi? Sadece yüzde 10’u! Kadın olmak zordur, sadece sanat dünyasında değil her zaman her yerde! Eril dünyanın sanat dünyasındaki egemenliğine ve istenmeyen eşitsizliğe nasıl formüller bularak bir araya gelip yok edebiliriz?

İşte o kadınlar, yüzde 10 değil hep var olmayı hak ediyor. Sanatıyla konuşan güçlü kadınların birçoğu cinsiyetçi önyargılar nedeniyle eğitim alamamaktan ve sorun yaşamaktan tutun da eserlerini satamama ve kabul görmemeye kadar pek çok zorlukla karşı karşıya kalmışlardır. Öyle ki Türkiye Sanat ortamındaki kadın sanatçıları görünür kılan kadın sanatçılar fonu desteğiyle sergi gerçekleştiren nice sanat kurumları var. Onlardan biri İstanbul Modern. Evet efendim İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı’nın Kadın Sanatçıları görünür kıldığı ve Kadın sanatçılar fonu desteğiyle müze koleksiyonuna katkı sağladığı sergilere Selma Gürbüz’ün ‘’Dünya Diye Bir Yer’’ adlı sergisi eşlik ediyor.

Covid-19 hayatımıza girdiğinden bu yana müzenin güven içinde gezilebilmesi için alınan tedbirler ve sosyal mesafe kuralları korunarak sınırlı kapasiteyle gerçekleştirilen sergi ziyaretleri kabul ediliyor. Kadın Sanatçılar Fonu üyeleri arasında Zeynep Akçakayalıoğlu, Berrak Barut, Revna Demirören, Suzan Sabancı Dinçer, Oya Eczacıbaşı, Selin Gülçelik , Harika Güral, Beril Miskavi, Meltem Demirören Oktay, Nesrin Sarıoğlu, Türkan Özilhan Tacir yer alıyor.

Dünya Diye Bir Yer sergisinde, İstanbul Modern ve British Museum başta olmak üzere çok sayıda müze ve özel koleksiyonda çalışmaları bulunan sanatçının 100’ün üzerinde sanat eseri yer alıyor.

“Birbirimize iyi bakalım “ eseri kadın sanatçıların üretimine destek olmak ve temsillerini güçlendirmek amacıyla kurdukları kadın sanatçılar fonu desteğiyle müzenin koleksiyonuna kazandırıldı.

Sanatçının zengin iç dünyasından izleri takip edebileceğimiz sergide Gürbüz şunları dile getiriyor: ‘‘Sergimizin yaşadığımız bu zorlu günlerde tüm izleyicilere iyi hissettirmesini diliyorum’’

İstanbul Modern, Selma Gürbüz’ün zamandan ve mekândan bağımsız; masallar, mitler, söylencelerle örülü, incelikle işlenmiş yapıtlarını Türkiye’de bir müze çatısı altında ilk defa izleyiciyle buluşturuyor. “Selma Gürbüz: Dünya Diye Bir Yer” adlı sergi, sanatçının otuz beş yıllık sanat pratiğini ve kendine özgü imge dünyasını görünür kılıyor.

Soldan Sağa: Masai Kadın, Topuzlu Kadın, Dört Bakışlı Kadın, Sakallı Kadın, İnci Ağlayan Kadın, Kurdeleli Kız

Sergi sanatçının ilk kez gerçekleştirdiği dijital çalışmaları da dahil olmak üzere daha önce sergilenmemiş sanat eserlerini odağına alıyor. Gürbüz’ün resim, yerleştirme, desen, video ve heykel gibi farklı ifade araçlarıyla ortaya koyduğu yüzden fazla eser sergide yer alıyor.

Kültürlerarası Sentez

Bugünün çizgilerinde hayat bulan geçmişin, medeniyetlerin, kültürlerarası sentez arayışının kapsamlı bir sergisi olarak nitelendirebilecek “Dünya Diye Bir Yer”de, Selma Gürbüz’ün yıllar içinde gittikçe rafine hale gelen sanat üretiminden süzülerek vücut bulan görsel bir anlatı gözler önüne seriliyor. Gürbüz’ün çalışmaları yaşadığımız dünyanın gerçekliğinden uzak gibi görünse de, aslında sanatseverlere hayatı, zamanın geçişini ve insanların bu döngüdeki hallerini anlatıyor.

Her eserinde farklı hikâyeler anlatan sanatçı, kolektif hafızamızdaki rüyaları, korkuları, iç yolculukları, ölüm ve yaşam temalarını eserlerinde sanatseverlerle paylaşıyor. Onlarla yüzleşmemizi ve başa çıkmamızı istiyor. Gürbüz, İran, Hint, Türk minyatürü, uzakdoğu sanatı ile ilişki kurarken, Batı resminin ögelerine de aşinadır ve eserlerinde kullanıyor. Sanatçının izleyiciyi davet ettiği dünyasında, insan ve hayvan figürleri birbirinden ayrılmaz birliktelik içinde tasvir ediliyor. Selma Gürbüz’ün Afrika seyahati sonrasında yaptığı resimler, bu kıtanın cömert, sıcak, bazen de tehditkâr doğasında insan ve hayvanların birbirleriyle kesişen hayatlarını görselleştiriyor.

İşte Dünya Diye Bir Yer Sergisindeki Beni İyi Hissettiren Eserler ve Hikayeleri :

Selma Gürbüz, yarattığı kadın imgelerinin belirsiz bir zaman dilimine ait olduğunu vurguluyor. Doğaya karşı özel bir ilgi, özlem ve sevgisi olan bu kadınların özgürlüğe olan inançları onların vazgeçilmezleridir. Her bir kadın figürünün ayrı bir hikayenin kahramanı olduğunu savunan sanatçı, ‘’Maskeler’’ serisinde de aynı dünyada farklı oyunlar oynayan, hayaller kuran, ya da farklı gerçekliklerle yüzleşen kadınlara bu sefer yeni bir malzeme üzerinden hayat verir.

Afrika seyahati süresince karşılaştığı kadınlarla, resimlerinde tasvir ettiği kadınlar arasında bir bağ olduğunu hisseden Gürbüz, gördüğü kadınların yüz ifadeleri ve yapılarından çok etkilenir. Sanatçı özellikle Afrikalı kadınların değişik tarzlarda topladıkları ve ördükleri saçlara hayran kalır. Çocukluğundan itibaren ilgisini çeken saçları birer sanat objesi olarak eserlerinde değerlendirmeyi Tanzanya gezisi sırasında planlayan Gürbüz, farklı yerlerden topladığı gerçek ve yapay saçları İstanbul’daki atölyesinde çeşitli tarzlarda bir araya getirir. Sanatçı hazırladığı saçları, Afrika halkı için hem günlük ve dini hayatta, hem de sanat alanında önemli bir yere sahip olan maske formu ile birlikte kullanır. Son olarak hazırladığı saç ve kirpikler ile maskelerine ifade kazandırır.

Yuva:

Selma Gürbüz’ün eserlerinde sıklıkla karşılaştığımız ‘’Doğa Ana’’ olgusu, bu yapıtta da hem doğanın canlılara hem de kadının hayvanlara annelik etmesiyle kendini gösteriyor. Yuva adlı resimde, sırtında büyümüş maymun bebeklerini taşıyan bir Masai kadını, karınca yuvasının önünde ve yaşamın sembolü güneş ışıklarının altında bize pırıl pırıl bir gülümsemeyle bakar. Afrika seyahatleri sırasında gördüğü karınca sürülerinin büyüklükleri ve sayılarının çokluğundan oldukça etkilenen sanatçı, yarattığı kompozisyonu en ince detayıyla tasvir ettiği karınca sürüleri ile sarmalar. Resimdeki kadın figürünün elbisesi ve saçları, maymun yavrularının gerçekçi betimlemeleri ve tüm parlaklığıyla kendisini ilk bakışta fark ettiren güneş imgesi ile Yuva, Afrika’daki gündelik hayata renkli bir pencere açar.

Oshun:

Adını Selma Gürbüz’ün Afrika gezileri sırasında ziyaret ettiği, Nijerya’da bulunan bir nehirden alan eser, aynı zamanda yerel halkın inancı doğrultusunda nehir tanrıçası olarak kabul gören ‘’Oshun’’a bir gönderme niteliğindedir. Yoruba inancı ve bölge mitolojisine göre saflık, doğurganlık ve bereketi temsil eden Oshun, insanlığın ihtiyaçlarını karşıladığına inanılması nedeniyle, en güçlü tanrıçalardan biri olarak kabul edilir. Esinlendiği mitolojik hikayeler ve sembolik yaklaşımıyla kurguladığı anlatılarında kendine ait dünyalar yaratan Gürbüz, İroko ağacından elde edilen ahşap malzemenin el ile şekillendirilmesiyle tasarlanan 518 adet meme figürünün bir arada kullanıldığı bu eserde, Oshun adlı tanrıçanın simgelediği güzellik, bolluk ve bereket olgusuna vurgu yapar. Sanatçının tercih ettiği dört farklı rengin tonlarına boyanmasının ardından, hazırlanan kalıba yerleştirilerek küre bir heykel formuna getirilen Oshun, tüm ihtişamıyla sanatseverleri karşılar.

Selma Gürbüz: Benim İçin Her Sergi Bir Hesaplaşmadır.

“Dünya Diye Bir Yer” üç yıl aradan sonra açılan ilk kişisel sergim. Gerek son dönem çalışmalarımın ilk kez toplu bir halde görülebilecek olması, gerekse de sanat hayatımın farklı dönemlerinden örnekleri bir araya getirmesiyle benim için çok özel bir sergi. İstanbul Modern’in ev sahipliğinde düzenlenmesi ise ayrıca çok anlamlı.Tam olarak bir retrospektif olmasa da, gerek eser sayısının çokluğu gerekse farklı dönemlerimden çalışmaları bir araya getiriyor olmasıyla retrospektife en yakın sergim denebilir. Benim için her sergi bir hesaplaşmadır, çok heyecanlanırım. Yaptıklarımı izleyiciyle paylaşmak, dünyamı korkusuzca önlerine sermek tarif edilemez duygular verir bana… Her sergi aynı zamanda yeni bir düşüncedir, yeni bir duygudur benim için. O nedenle kendimi şanslı hissederim, çünkü kafamın içi hep doludur. Sonu gelmeyen bir doluluk… Hiçbir sergimin son nokta olmadığını bilirim bu yüzden. Her seferinde yeni bir arayışla, yeni bir yutkunmayla, yeni bir söz söyleme ihtiyacı hissederim.

Küratör Öykü Özsoy Şunları Dile Getiriyor:

“Dünya Diye Bir Yer” bir serginin ötesinde, Selma Gürbüz’ün yıllar içinde gittikçe rafine hale gelen sanat üretiminden süzülerek vücut bulan görsel bir ansiklopedi. Sanatçının coğrafyalar, zamanlar, kültürler arasında seyahat eden gezgin ruhunu; insanlara, doğaya, yaşama ait özenle biriktirdiği konuları üzerine yeniden düşünmemiz için bize sunuyor. Selma Gürbüz’ün göremediklerimizi ya da görmeyi tercih etmediklerimizi cömertçe bize açan yapıtları, yaşadığımız dünyanın gerçekliğinden uzak gibi görünse de, aslında hayatı, zamanın geçişini ve insanların bu döngüdeki hâllerini anlatıyor. Bizse, bu lezzetli ve şaşırtıcı hikayeleri taşıyan görsel ansiklopedinin tasvirleri arasında, tekinsiz olduğu kadar da keyifli bir dünyada, kayboluyoruz.

Selma Gürbüz Hakkında :

1960 yılında İstanbul’da doğan Selma Gürbüz, sanat eğitimine 1980 yılında İngiltere’deki Exeter College of Art Design’da başladı. 1984 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. Paris, Roma, Buenos Aires ve Barselona başta olmak üzere, Japonya’nın farklı şehirlerinde de birçok sergiye katılan Gürbüz’ün eserleri, Londra’daki The British Museum, Paris’teki Galerie Maeght Koleksiyonu, İstanbul Modern, Ankara Resim Heykel Müzesi gibi farklı koleksiyonlarda bulunuyor. Yurtiçinde ve yurtdışında sergilerini açmaya devam eden sanatçı, İstanbul’daki atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.

“Selma Gürbüz: Dünya Diye Bir Yer” sergisi 31 Mart 2021’ye kadar İstanbul Modern’de görülmeye değer!

Yılbaşına sayılı günler kala İstanbul’daki sanat etkinliklerinden yenilik haberleri gelmeye devam ettikçe seve seve paylaşacağım. Yeni yılda önce sağlık, sonra mutluluk, aşk, para, huzur sizinle olsun. 2021 size uğur getirsin güzellikler ve mucizeler getirsin. Tabii ki bu arada hep sanatla kalın.

PAYLAŞ