Yapay Zeka Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli

Writer: NYX Magazine

Date: 23/01/2026

PAYLAŞ

Yapay zeka, göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize süreçlerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda devletlerin başvurduğu temel araçlardan biri haline geldi. Ancak bu teknolojilerin yeterli denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmaları olmadan kullanılması, insan hakları açısından ciddi riskler barındırıyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki rolünü siber güvenlik ve hak ihlalleri perspektifinden değerlendirdi.

Dr. Kaya’ya göre yapay zeka, Türkiye’de ve dünyada göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarına entegre edilmiş durumda. Türkiye’de 5,5 milyondan fazla yabancının kaydını tutan GöçNet sistemi, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışırken; YİMER 157 çağrı merkezi, yapay zekâ destekli konuşma tanıma teknolojisiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin kendi biyometrik algoritmasını geliştiren sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirten Kaya, Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi’nin bu alandaki kapasiteyi güçlendirdiğini ifade ediyor.

Ancak bu teknolojik ilerleme, beraberinde ciddi soruları da getiriyor. “Algoritmalar tarafsız değil” diyen Dr. Kaya, yüz tanıma sistemlerinde koyu tenli bireylerde hata oranlarının açık tenlilere kıyasla 100 kata kadar çıkabildiğine dikkat çekiyor. Kanada’da yapay zekâ destekli vize değerlendirmelerinde Afrikalı öğrencilerin ret oranlarının dramatik biçimde yükselmesi, bu ayrımcılığın somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Kaya’ya göre sorun, sistemlerin doğrudan ırk ya da etnik köken sorması değil; ülke, lehçe ya da posta kodu gibi dolaylı veriler üzerinden ayrımcılık üretmesi.

Biyometrik verilerin geri döndürülemez riskler taşıdığına da dikkat çeken Kaya, “Şifreler değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında bu veriler kişinin hayatı boyunca risk oluşturur” diyor. ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntıları, sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerdeki ailelerini de tehlikeye atabiliyor. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmalar ise saldırı yüzeyini daha da genişletiyor.

Uluslararası hukuk açısından da yapay zekâ destekli göç sistemleri tartışmalı bir zeminde ilerliyor. Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası, göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak tanımlasa da, sığınmacılar üzerinde kullanılan bazı teknolojiler hâlâ istisna kapsamına alınıyor. Kaya, vatandaşlar için yasaklanabilecek uygulamaların, en savunmasız gruplar üzerinde daha esnek kurallarla hayata geçirildiğini vurguluyor.

Geleceğe bakıldığında ise deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgeler, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanımı ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması en kritik başlıklar arasında yer alıyor. Dr. Kaya’ya göre asıl mesele, teknolojinin hızı değil; hukuk ve denetim mekanizmalarının bu hıza nasıl ayak uyduracağı.

PAYLAŞ