Page 155 - NYXmag_SAYI_021
P. 155
Röportaj
olmasını ister. “Hayatımda biri olsun, kimle olduğumu
bileyim, düzenim bozulmasın” düşüncesi ağır basar.
Bu bir tür sessiz anlaşmadır. Eğer iki taraf da bu
dengeden memnunsa, ilişki yıllarca bu şekilde devam
edebilir. Ama bu, o insanların içinde tutku olmadığı Bir ilişkinin sağlıklı
anlamına gelmez. Bazen ihtiyaçlar zamanla değişir. ilerleyebilmesi için beş
Yıllarca stabiliteyi seçen biri, bir noktada “Artık
tutkuyu da deneyimlemek istiyorum” diyebilir. Çünkü temel unsur vardır:
insan sabit değil; öncelikleri de duygusal ihtiyaçları da
dönüşür. Sevgi, saygı, yakınlık
Bir ilişkinin sağlıklı ilerleyebilmesi için beş temel (cinsellik), paylaşım ve
unsurdan söz etmiştik: sevgi, saygı, yakınlık (cinsellik),
paylaşım ve güven. Bu unsurların hepsinin yoğun güven. Bu unsurların
şekilde yaşanması gerekmez; ama aralarında bir denge
olması şarttır. hepsinin yoğun şekilde
Diğer tarafta ise “yıpratıcı ama vazgeçilmez” ilişkiler yaşanması gerekmez;
var. Burada genellikle güçlü bir çekim ve yakınlık alanı,
özellikle de cinsellik, ilişkiyi ayakta tutan ana bağ ama aralarında bir denge
haline gelir. Ancak cinselliği sadece fiziksel bir eylem
olarak düşünmemek gerekir. Bu alan, aynı zamanda olması şarttır.
iki kişinin en filtresiz haliyle var olabildiği, en açık
ve savunmasız paylaşımların yaşandığı bir yakınlık
alanıdır.
Bazı insanlar bu yakınlığı sosyal ortamlarda
kurmakta zorlanır. Ama bire bir kaldıklarında,
yargılanmayacaklarını hissettiklerinde o bağ
derinleşir. Bu yüzden bazı ilişkilerde cinsellik, diğer
tüm alanların önüne geçebilir.
Ancak bu güçlü çekim, ilişkinin her alanda sağlıklı
olduğu anlamına gelmez. İletişim sorunları, çatışmalar
ve tekrar eden tartışmalar devam edebilir. Yine de
taraflar, o güçlü yakınlık hissi nedeniyle birbirlerinden
vazgeçmek istemez. Hatta bazen en kırılgan, en
yumuşak anlar o yakınlık alanında ortaya çıktığı için,
sorunlarını da yine orada konuşmaya çalışırlar.
Bir de işin sosyal boyutu var. İlişkiler yalnızca iki kişi
arasında yaşanmaz; çevre de bu dinamiği etkiler. Aile,
arkadaşlar, sosyal normlar… Bazı insanlar, başkalarının
yanında yakınlık göstermekten kaçınır. Yargılanma
kaygısı, ilişkinin dışa yansıyan yüzünü şekillendirir.
Kısacası, bir ilişkiyi dışarıdan “huzurlu” ya da “fırtınalı”
olarak etiketlemek kolaydır. Ama o bağın neyle
kurulduğunu anlamak, çok daha derin bir hikayeye
bakmayı gerektirir.
İlişkilerde bazen her şey tıkanmış, yıpratıcı
bir hal almış oluyor ama yine de “Bu
ilişkiye çok emek verdim” diyerek kalmaya
devam ediyoruz. Bu bir bahane mi?
Çoğu zaman evet. Bu, emekten çok ayrılık korkusuyla
ilgili. Bir ilişkide yaşanan sorunlar nadiren tek
taraflıdır. Sorumluluk oranı değişebilir; yüzde bir
de olabilir, yüzde elli de. Ama o sorumluluğu almak,
yüzleşmek ve ardından bir karar vermek kolay
değildir. Çünkü bu, aynı zamanda bir vedayı göze
almak demektir. Yeni bir hayata başlama ihtimaliyle,
NYX
155

